22 Aralık 2014 Pazartesi

Dünya ekonomisinin olağanüstü şartlar içinde olduğu bir dönemde Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz

Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz

  22 Aralık 2014 TBMM

 

Başbakan Yardımcısı Babacan "Dünya ekonomisinin olağanüstü şartlar içinde olduğu bir dönemde Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dünya ekonomisinin olağanüstü şartlar içinde bulunduğunu belirterek,  "Böylesi bir dönemde Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz" dedi.

Babacan, 2015 yılı bütçesinin geneli üzerindeki görüşmelerin gerçekleştirildiği TBMM Genel Kurulu'nda hükümet adına yaptığı konuşmada, 2015 yılı bütçesinin hayırlı olması dileğinde bulunarak, başta Maliye Bakanlığı olmak üzere emeği geçenlere teşekkür etti. 

AK Parti iktidarı döneminde bugüne kadar 12 bütçe hazırlayarak başarıyla uyguladıklarını dile getiren Babacan, "Böylesine uzun bir süre hizmet etme görevinin milletimiz tarafından bizlere tevdi edilmiş olması hiç kuşkusuz büyük bir onurdur ancak bu onurun çok büyük bir sorumluluk anlamına geldiğini de biliyoruz" diye konuştu. 

Hazırladıkları tüm bütçelerde belirledikleri hedeflere titizlikle bağlı kaldıklarına dikkati çeken Babacan, tüm dünyada ekonomik ve finansal krizin yoğun olarak hissedildiği 2009 yılında AK Parti hükümetinin "zamanında ve çok iyi tespit edilmiş" önlemler yürürlüğe koyduğunu kaydetti. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "dirayetli" yönetimiyle kamu maliyesinde çok sağlam bir duruş sergilediklerini belirten Babacan, siyasi istikrarla birlikte ekonomideki aktörlerin üretim ve yatırım kararlarını sağlıklı bir şekilde almalarını sağladıklarını söyledi.

Başta özelleştirme olmak üzere eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda yapısal reformları zamanında gerçekleştirdiklerini anlatan Babacan, "Bütün bunun sonunda, sağlam bir kamu maliyesi, sağlam bir bankacılık sistemi bizi 2008-2009 krizinin türbülansından korudu" değerlendirmesinde bulundu. 

"Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz"

Küresel krizin 1920'lerden bu yana dünyanın gördüğü en büyük finansal ve ekonomik kriz olduğunun altını çizen Babacan, krizin tüm ülkelere maliyetinin 2. Dünya Savaşı'nın maliyetinden daha yüksek olduğunu belirtti. 

Böyle bir ortamda Türkiye ekonomisinin büyüdüğüne ve istihdam üretmeye devam ettiğine işaret eden Babacan, "Normal şartlarda değiliz. Dünya ekonomisi olağanüstü şartlarda ve biz böylesi bir dönemde Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz" ifadesini kullandı. 

Kriz döneminde birçok ülkede siyaset kurumunun ciddi şekilde örselendiğini kaydeden Babacan, Türkiye'de ise böyle bir durumun yaşanmadığını ve ülkenin topyekun kalkınmaya devam ettiğini vurguladı. 

Türkiye'nin 2004 yılından bu yana üst-orta gelir grubuna yükseldiğini dile getiren Babacan, "İnşallah birkaç yıla kadar da yüksek gelir grubuna resmen girmiş olacağız" dedi. 

"Orta sınıfın güçlenmesi, demokrasimizin derinleşmesi demek"

2015 yılı bütçesinde yine insanı ön plana koyduklarını kaydeden Babacan, bütçe harcamalarının yüzde 18,5'ini eğitime, yüzde 17,1'ini sağlığa ayırdıklarını ifade etti.

Türkiye'nin yoksulluk ve gelir dağılımı göstergelerinin de hızla iyileştiğini belirten Babacan, bugün dünyada 1 milyar insanın günlük 1 doların altında gelirle yaşamaya çalıştığını söyledi. 

Türkiye'de böyle bir nüfusun kalmadığının altını çizen Babacan, "Türkiye, OECD ülkelerine baktığımızda gelir dağılımını en hızlı düzelten ülke oldu" diye konuştu. 

Dünya Bankası'nın açıkladığı son rapora göre Türkiye'de son 10 yılda orta sınıfın 2 kat artığını anlatan Babacan, "Orta sınıfın güçlenmesi demek  demokrasimizin derinleşmesi demek, Cumhuriyetimizin güçlenmesi demek, siyasi meşruiyet zeminin güçlenmesi demek" değerlendirmesinde bulundu. 

Türkiye'nin geldiği noktaya ilişkin bazı rakamları da paylaşan Babacan, 2002 yılında satılan otomobil sayısının 90 bin 660 iken 2013 yılında bu sayının 664 bin 655'e ulaştığını, aynı dönemde traktör üretiminin 10 bin 652'den 40 bin 530'a yükseldiğini dile getirdi. 

2003 yılında 1 milyon 88 bin buzdolabı satıldığını kaydeden Babacan, geçen yıl 1 milyon 874 bin buzdolabı satıldığını ifade etti. 

Asgari ücret ve memur maaşları ile alınabilen ürünlerin de karşılaştırmasını yapan Babacan, "Bu rakamlar nereden nereye geldiğimiz somut bir şekilde gösteriyor" diye konuştu. 

Hamzaçebi'ye yanıt

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) vatandaşların devlet hizmetlerinden memnuniyetini ölçen araştırmasına da konuşmasında yer veren Babacan, 2003 yılındaki araştırmaya göre sağlık hizmetlerinden memnuniyetin yüzde 39,5 olduğunu belirterek, bunun geçen yıl itibarıyla yüzde 74,7'ye ulaştığını söyledi. 

Asayiş ve eğitim hizmetlerinde de artışlar yaşandığını anlatan Babacan, "Adli hizmetlerde de yüzde yüzde 45'ten yüzde 52'ye çıkmış. Bu, tabii ki iyi bir performans değil. Bunun farkındayız. Onun için hep ne diyoruz? 'Yargı reformu' diyoruz" görüşünü dile getirdi. 

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin "2002 yılında 4 kilo buğdayla 1 litre mazot alındığına, bugün ise 6 kilo buğdayla 1 litre mazot alındığına" ilişkin sözlerine de yanıt veren Babacan, "Oysa bugün bakıyoruz 2014 yılının kasımında 1 ton buğday 864 lira. Mazotun kasım ayı ortalamaları 4,03 lira. Böldüğünüz zaman 4,66 kilo olur. Yani 4,66 kilo buğdayla bir litre mazot alınabiliyor" dedi. 

Çiftçiler ve tarımsal üreticilere yönelik kredi faiz oranlarındaki iyileşmeye de dikkati çeken Babacan, 2002 yılında Halbank ve Ziraat Bankası faizlerinin yüzde 46-51 bandında olduğunu, şu anda Ziraat Bankası'nın tarım kredileri faizlerinin yüzde 0-8,25 arasında değiştiğini söyledi. 

Esnafın ise Halkbank'ta 12 milyar liralık hesabı bulunduğunu kaydeden Babacan, 2015 yılı bütçesine 600 milyon liralık sübvansiyon koyduklarını dile getirdi. Babacan, bunların yanı sıra Kredi Garanti Fonu kapsamında 3,8 milyar liralık kredi kefaleti sağladıklarını belirtti. 

"İş gücüne katılım hızla artıyor"

İstihdam alanındaki gelişmelere de değinen Babacan, krizin derinden hissedildiği 2009 yılı ocak ayı ile 2014 yılı eylül ayı verilerine bakıldığında çalışan kişi sayısının 5 milyon 638 bin kişi arttığını ifade etti. 

Tek başına böyle bir istihdam artışının dünyada görülmediğine dikkati çeken Babacan, "Başta kadınlarımız olmak üzere iş gücüne katılım oranı hızla artıyor" diye konuştu. 

2015 yılı bütçesinde 32,9 milyar liralık sosyal yardım harcaması öngörüldüğünü bildiren Babacan, ağırlıklı olarak faiz harcamalarından elde ettikleri tasarrufu sosyal harcamalara yönlendirdiklerini sözlerine ekledi. 

Bu arada TBMM Başkanı Cemil Çiçek, MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen'in konuşma sırasında kürsüye yönelik laf atması üzerine "Sayın Belen, siz yeteri kadar kürsüye laf attınız bugün. Yapmayın, kotanız doldu bence. Rica ediyorum sizden. Ne oluyor yani? Ne faydası oluyor laf atınca? Rica ediyorum. Sonuna geldik şu işin" dedi.

 

"2015 her açıdan daha iyi bir yıl olacak"

Babacan, 2015 yılının 2014'e göre her açıdan daha iyi bir yıl olacağını söyledi. 2015 yılı büyümesinin 2014'e göre daha yüksek olacağını ifade eden Babacan, "2015'te cari açık 2014 'e göre daha düşük bir cari açık olacak. 2015'te enflasyon 2014'e göre daha düşük olacak. 2015 yılı seçimin olduğu bir yıl, asla seçim ekonomisi olmayacak. Zaten yüzde 1.9 hedeflemiş yüzde 1.4'lük bütçe açığıyla kapatıyoruz. Gelecek yıl yüzde 1.1 bütçe açığı hedefliyoruz. Sadece bu parametrelere bakın, hiç kimse tutup da 2015 yılının bir seçim ekonomisi yılı olduğunu zaten iddia edemez. Bütün bunun teknik şartları da bunu bize göstermekte" diye konuştu.

Babacan, 62. Hükümetin 10. Kalkınma Planı'nın daha etkin uygulamasını sağlayacak olan öncelikli dönüşüm programlarının hayata geçirilmesi konusunda ısrarlı olduğunu söyledi. Öncelikli dönüşüm programlarının Türkiye'nin şiddetle ihtiyaç duyduğu yapısal reformlar olduğuna işaret eden Babacan, bunları somut eylem planlarına döktüklerini kaydetti. Babacan, 25 ayrı alanda 1350 eylemle bu reformları gerçekleştireceklerini vurgulayarak, Başbakan'ın bunlarla ilgili ilk grubu Kasım ayında, ikinci grubu da geçen hafta açıkladığını anımsattı.

İlk grupta 417 eylemi, ikinci grupta ise 425 eylem açıklamış olduklarını belirten Babacan, geri kalanların açıklanmasıyla da sayının yaklaşık bin 350 olacağını belirtti.

Babacan, bu bin 350 eylemin her birinin karşısında bir tarih bulunduğunu ifade ederek, "Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki 12 yıllık iktidarımız döneminde  en kapsamlı ve en iddialı yapılasal reform programını işte bugünlerde ortaya koymaktayız. Adeta şimdiye kadar yaptıklarımızın da ötesinde performansı  ortaya koyacak şekilde Türkiye'nin gerçek anlamda sürdürebilir ve daha yüksek büyüme oranlarına kavuşmasını sağlayacak reformları önümüzdeki dönemde kararlılıkla gerçekleştireceğiz" dedi.

Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planları

Babacan, 25 ayrı alandaki Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planları'nı şöyle sıraladı:

"- Üretimde verimliliğin artırılması. Ekonomimizdeki yapıyı daha verimli hale getirebilmek. Daha az kaynakla daha yüksek bir üretim. 

-İthalata olan bağımlılığın azaltılması. Türkiye'nin pek çok sektörde rekabet gücünü artırarak kendi ürünleriyle kendi iç piyasasına hakim olması ve böylece ithalat yoluna başvurmak zorunda kalmaması.

- Yurtiçi tasarrufların artırılması ve israfın önlenmesi. Tasarruf oranlarımızın artırılmasını çok önemsiyoruz. Bununla ilgili yeni programlar başlattık. Yeni başlattığımız, geçen sene başında uygulamaya koyduğumuz bireysel emeklilik sisteminde şu anda vatandaş sayımız 5 milyonu geçti, toplanan fon da 37 milyar liraya ulaştı. Gerçekten bu yeni sistem ülkenin tasarruf oranlarına şimdiden katkıya bulunmaya başladı. Orta uzun vadede çok daha güzel sonuçlar alacağımızı bekliyoruz. 

- İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi olması. Finans sektörü son derece önemli. Bir ülkenin kalkınmasının sıhhatli bir şekilde finanse edilmesi o ülkenin kalkınma performansını doğrudan belirleyen bir konu. İstanbul'un sadece Türkiye için değil, bütün içinde bulunduğumuz coğrafya için bir finans merkezi haline gelmesini çok önemsiyoruz. Ülkemizin büyümesini tetikleyecek önemli bir konu olarak görüyoruz.

- Kamu harcamalarının rasyonelleştirilmesi. Doğru mali disiplini sağladık, daha da güçlendiriyoruz. Ama harcama komposizyonumuzu gözden geçirmeliyiz. Harcamaların daha etkin yapılması bir ihtiyaç. İyiyi çok daha iyiye nasıl götürürsün şu anda çabası içindeyiz.

- Kamu gelirinin kalitesinin artırılması. Bütçe gelirlerimizin komposizyonu. 

- İş ve yatırım ortamının geliştirilmesi. Yerli ve yabancı ayırt etmeden Türkiye'nin yatırımcılar, iş yapmak isteyenler için daha kolay bir ülke haline gelmesi.

- İş gücü piyasasının etkinleştirilmesi. Yani buradan daha çok verimi nasıl elde ederiz? İnsan bizim en önemli kaynağımız. Daha iyi yetiştirerek ve eğitim sistemimizle işgücü piyasamızla arasındaki bağları kuvvetlendirerek çalışan insanlarımızın daha yüksek katma değer üretmesini nasıl sağlayabiliriz?

- Kayıtdışı ekonominin azaltılması yani ülkemizde daha kayıtlı bir yapıya geçilmesi. 

- İstatistiki bilgi altyapısı. Doğru bilgiye sahip olmak, doğru bilgiyle daha doğru kararlar alabilmek ve bu konudaki elde ettiğimiz başarıları daha da çoğaltmak.

- Öncelikli teknoloji alanlarında ticarileşme. Araştırmayı, geliştirmeyi, teknolojiyi daha iyi bir rekabet gücü olarak nasıl kullanabiliriz? Bunlar çalışacağımız alanlar.

- Yerli kaynaklara dayalı enerji. Enerjide ithalata bağımlılığımızı azaltmak. Yenilenebilir yerli kaynaklardan Türkiye'nin kendi enerji kaynaklarını daha çok kullanması. Büyüyen, gelişen bir ekonomi olarak şiddetli enerjiye ihtiyaç duyan bir ekonomi olarak bu enerjinin daha çok kendi kaynaklarımızla karşılanması.

- Tarımda su kullanımının etkinleştirilmesi. Küresel ısınma ve çölleşme karşısında su kaynaklarının, sahip olduğumuz suyun her bir damlasını israf etmeden tarımda daha etkin nasıl kullanabiliriz? Bununla ilgili çok önemli bir çalışma alanı var.

- Sağlık endüstrilerinde yapısal dönüşüm. Sağlığa artık bir endüstri olarak bakın. İlacıyla, sağlık hizmetleriyle dünya standartlarında ve bu alanlarda rekabet yapacak bir alana nasıl gelebiliriz?

- Taşımacılıktan lojistiğe dönüşüm. Türkiye'nin sahip olduğu coğrafya eşi benzeri olmayan, paha biçilmeyen bir coğrafya. Tam kavşak noktasındayız. Kıtaların, denizlerin, kültürlerin buluştuğu noktadayız. İşte bunu sadece basit bir taşımacılıktan stratejik lojistik yönetimine nasıl çevirebiliriz çalışacağımız çok önemli bir alan.

- Temel ve mesleki becerileri geliştirme. İnsanımızın günün ekonomik şartlarına uygun niteliklere ulaşmasını sağlamak için neler yapmalıyız? Dünya değişiyor, ekonomik  yapımız değişiyor. Genç nüfusumuzu ve büyüyen nüfusumuzu yeni ekonomik yapımıza nasıl adapte edebiliriz bununla ilgili çok önemli bir çalışma alanı. 

- Nitelikli insan gücü için çekim merkezi olmak. Dünyanın neresinden gelirse gelsin eğer nitelikliyse, katmadeğer üretiyorsa ve Türkiye'nin ekonomisine, sosyal hayatına destek verecekse kapılarımızı açık tutabilmek.

- Sağlıklı yaşam ve hareketlilik. Toplumumuzun daha sağlıklı ve daha hareketli olmasını nasıl sağlayabiliriz, hükümet olarak neler yapmalıyız?

- Ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması. Aile bizim kültürümüzün temeli. Bir siyasi parti, muhafazakar bir siyasi parti olduğunu söylüyorsa muhafazakarlığın uluslararası tanımında mutlaka aile vardır, ahlak vardır, dini değerler vardır, kültür vardır. Bunların hepsini dinamik nüfus yapısıyla beraber nasıl daha iyiye götürebiliriz.

- Yerelde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi. Türkiye'nin tüm sathında kurumlarımızın yerel yönetimlerden tutun en küçük birimlere kadar kapasitesinin  güçlendirilmesi, daha verimli çalışmasının sağlanması.

- Rekabetçiliği ve sosyal uyumu geliştiren kentsel dönüşüm. Sadece 'kentsel dönüşüm' demiyoruz. 'Rekabetçiliği ve sosyal uyumu geliştiren bir kentsel dönüşüm' diyoruz. Burada kentsel dönüşüme bir nitelik getiriyoruz. 

- Kalkınma için uluslararası işbirliği altyapımızın gelişmesi. Türkiye geçen yıl 3.3 milyar dolarlık dış yardımıyla dünyada artık yükselen bir donör ülke. Geçen yılkı insani yardımlarımıza bakacak olursak dünyada 3. sıraya yükseldik. Dünyada nominal rakam olarak en çok insani yardım yapan 3. ülkeyiz, milli gelire oranla hesap ettiğimizde de birinci ülkeyiz. Burada da komşuluk kültürümüzle hareket ediyoruz. Biz ne diyoruz. Komşusu açken kendisi tok okuyan bizden değildir. Ama komşuluk kavramı değişti. Dünyanın neresinden olursa olsun eğer insanlar sıkıntı çekiyorsa, yardıma ihtiyacı varsa ve biz bundan haberdarsak orada vebal başlıyor, sorumluluk başlıyor. Biz bu anlayışla hareket ediyoruz ve tabii ki kaynaklarımız nispetinde elimizden gelenin azamisini yapmaya çalışıyoruz."

"Türkiye ilk kez IMF'de kredi veren ülke kategorisine geçti"

2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki son gün görüşmelerinde hükümet adına konuşan Babacan, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlarla ilişkisini farklı evreye soktuğunu söyledi.

Türkiye'nin ilk kez IMF'de kredi veren ve yöneten ülke kategorisine geçtiğini belirten Babacan, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı'nın IMF Yönetim Kurulu'na girdiğini kaydetti. Türkiye'nin Dünya Bankası'nda 2014-2016 yılları arasında İcra Direktörlüğü Vekilliği yaptığını anlatan Babacan, 2020-2024 arasında ise İcra Direktörlüğü görevini üstlendiğini ifade etti.  

Babacan, Türkiye'nin G-20 dönem başkanlığına da üye ülkelerin mutabakatıyla seçildiğine dikkati çekerek, "Seçimlerde başarılı olduk. Başkanlığımız boyunca önemli  sınav vereceğiz. Türkiye'nin dünyadaki gelişmeleri ne kadar yakından izlediğini ve gelişmelere yön verecek bilgi, tecrübe ve kapasitede olduğunu göstereceğiz" diye konuştu. 

G20'nin dünya nüfusunun üçte ikisi, dünya ticaretinin yüzde 75'i, dünya ekonomisinin yüzde 85'i demek olduğuna işaret eden Babacan, "Dünya ekonomisinin daha hızlı büyümesini nasıl sağlayacağımızı, altyapı yatırımlarının çoğalması, birçok ülkenin büyümesine destek vermesi için neler yapmamız gerektiğini, istihdamın artması, sağlam finans sistemi için neler yapmamız gerektiğini masaya yatıracağız" dedi.

Küresel ekonominin temel konularının dönem başkanlığı sırasında Türkiye'de görüşüleceğini anlatan Babacan, liderler zirvesinin 15-16 Kasım'da Antalya'da yapılacağını, bunun 2004'teki NATO zirvesinden sonra Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı en önemli uluslararası organizasyon olacağını vurguladı. 

Bütün bu politikalarda insanı ön plana koyduklarını dile getiren Babacan, en az gelişmiş ülkelerin sorunlarının ve şimdiye kadar G-20 gündemlerinde yer almayan KOBİ'lerin her başlık altında görüşülmesi fikrinin kabul gördüğünü söyledi.

Babacan, Uluslararası Ticaret Odası ile Küresel KOBİ Forumu kuracaklarını, bunun merkezinin kalıcı olarak İstanbul olmasını beklediklerini ifade etti. 

"Demokrasi ve ekonomi eşzamanlı yükseldi"

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ilkesinin her alanda hayata geçirildiğini belirten Babacan, milletin refahı artarken devletin de güçlendiğini ve itibarının arttığını dile getirdi.

Babacan, milletin tamamını kucaklayan, tamamının sesine kulak veren, 77 milyonu eşit gören anlayışla devleti milletin hizmetkarı haline getirdiklerini ifade eden Babacan, şöyle konuştu: 

"Demokratikleşmede çok önemli adımlar attık. Demokrasiyle ekonomiyi beraber yükseltmek için büyük gayret içinde olduk. Biliyoruz ki ileri demokrasi olmadan gelişmiş, ileri ekonomi olamaz. Aynı zamanda hızla kalkınan bir tablo yoksa, o ülkedeki demokrasinin ilerlemesinde sorunlar ortaya çıkabilir. Yani ekonomi ve demokrasiyi beraber yükseltmek temel politikamız oldu. Her iki alanda da eşzamanlı yükselme oldu."

Babacan, dış politikadaki aktif tutumla dünyada hakkı savunan Türkiye olarak takdir topladıklarını söyledi.

"Şeffaflık ve hesap verebilirlik temel ilkemiz"

Türkiye'nin çözüm süreciyle millet olarak topyekun kazanmaya çalışırken, birilerinin vandalizmi teşvik ettiğini, terörün devam etmesinden nemalanmaya çalıştığını belirten Babacan, çözüm sürecindeki kararlılıklarından bir adım geri atmayacaklarını vurguladı. 

Babacan, AK Parti'nin iktidara gelmesinden itibaren yolsuzluklar konusunda ciddi hassasiyet içinde olduğunu ifade ederek, "Şeffaflık ve hesap verebilirlik temel ilkelerimiz olmuştur. AK Parti iktidarı, yolsuzlukla, yasaklarla, yoksullukla mücadeleyi en temel ve en acil hedefler olarak belirlemiş, bu 3Y'nin üzerine kararlılıkla gitmiştir" dedi. 

AK Parti hükümetlerinin en belirgin vasfının güven ve hizmet olduğunun altını çizen Babacan, şunları söyledi:

"Hükümetimiz yolsuzluklara karşı büyük hassasiyet içinde olmasaydı, refahın bu kadar artması mümkün olmazdı. AK Parti iktidarı yolsuzluklara karşı son derece dikkatli olmasaydı, var olan 347 bin dersliğe 12 yılda 234 bin derslik eklenemezdi. Yolsuzluklara müsamahanın olduğu Türkiye'de Marmaray yapılamazdı, hızlı tren hatları inşa edilemezdi, Suriye'de, Somali'de, Myanmar'da, Filistin'de, Afganistan'da yoksulların elinden tutulamazdı. Yolsuzlukların üstü örtülse Merkez Bankası'nın rezervi 28 milyar dolardan 132 milyar dolara yükselmezdi. IMF'ye borç sıfıra inemezdi. Hazine'nin borçlanma faizleri yüzde 63'ten yüzde 8'lere inmezdi. Yolsuzlukların üstü kapatılsaydı kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 74'ten yüzde 33'e inmezdi. Türkiye yolsuzluklara göz yumsaydı AK Parti girdiği bütün seçimlerden zaferle çıkamaz, milletin güvenini kazanamaz, milletin teveccühüne mazhar olamazdı." 

"Millet cevabı verdi" 

Babacan, geçen yılki bütçe görüşmelerinde, 17-25 Aralık operasyonunun zamanlama ve işleniş açısından siyaset mühendisliği olduğunu ve Türkiye'nin ideallerini hedef aldığını söylediğini anımsatarak, "Daha sonra ortaya çıkan belgeler, Sayın Cumhurbaşkanımıza 'dönemin başbakanı' ifadesi, bu teşhisimizin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Milletimiz tuzağı gördü 30 Mart'ta da 10 Ağustos'ta da gereken cevabı verdi" diye konuştu.

Koalisyon çabalarının, kapı kapı dolaşılarak yapılan AK Parti aleyhtarlığının ve din istismarının kimseye itibar getirmediğini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: 

"Bunu 30 Mart'ta, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşadık. Millet bu operasyonu yapanlara ve arkasına takılanlara, 'biz bu iktidardan memnunuz, bu hükümetin bizim irademizi temsil ettiğini ve hizmet ettiğini biliyoruz. Öyle operasyonlarla, tuzaklarla milli iradeyi çiğnetmeyiz' dedi. Millet, 'dönemin başbakanı' ifadesine 'biz o başbakanı alırız Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı yaparız' cevabını verdi.

Millet ferasetiyle en büyük hakemdir. Milletimiz sergilenen oyunları çok net görüyor, izliyor. Milletimizin gönül penceresi açık. Milletimiz olaylar karşısında çok süratli analiz yapabiliyor. Doğruyu, iyiyi çok iyi ayırt edebiliyor. Sizlerin ve milletimizin şunu çok iyi bilmesini istiyoruz ki her türlü saldırıya göğüs gererek, Türkiye'yi büyütmeye devam edeceğiz, demokrasimizi ilerletmeye devam edeceğiz. Çocuklarımıza, gençlerimize, artık üzerinde operasyon yapılamayan bir Türkiye emanet etmek için aynı heyecanla, aynı gayretle çalışmaya devam edeceğiz.

Çözüm sürecini, kim ne derse desin, kararlılıkla devam ettireceğiz. Etnik kökeni mezhebi ne olursa olsun 77 millet bunu gördü. Milletimiz çözümsüzlükten, terörden nemalananları, gençlerimizin kanından beslenenleri gördü. Milletimizin sağduyusu son derece kuvvetli. Bunun için ölümden, kandan beslenenlerle mücadele etmeye, gençleri yaşatmak için çırpınmaya devam edeceğiz. Yıkanlara karşı duracağız, inşa  etmeye devam edeceğiz. İstikrarla, güvenle, daha güçlü kardeşlikle Türkiye'yi yüceltmeye devam edeceğiz. Demokrasiyi daha da derinleştirmeye devam edeceğiz. Devletimiz 77 milyonun tümünü aynı samimiyetle kucaklıyor, kucaklamaya devam edecek. 

İtibarı artan Türkiye'nin, kirli çıkarları zedelenen bazı çevreleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Türkiye'nin güçlenmesini, büyümesini, tüm dünyada sözü dinlenen itibarlı ülke olmasını kıskananlar olduğunu biliyoruz. Kim ne derse desin, biz dünya genelinde hakkı savunmaya, doğruyu savunmaya devam edeceğiz." 

"İddialı ama gerçekçi hedefler"

Cumhuriyetin ilan edilmesinin 100. yılına 9 yıl kaldığını anlatan Babacan, bu süre içinde 2 trilyon dolar milli gelire, 25 bin dolar kişi başı milli gelire, 500 milyon dolar ihracat hedefine ulaşacaklarına olan inancını dile getirdi. 

Türkiye'nin hayalleri olduğunu dile getiren Babacan, "Bizim kendi denizaltısını üreten, kendi savaş uçaklarını imal eden, kendi ürettiği uyduları kendisi uzaya fırlatabilen bir Türkiye inşası hayalimiz var. Somut adımlarla bu hayali gerçekleştiriyor ve hedeflerimize basamak basamak ulaşıyoruz. Türkiye'yi küresel yatırım üssü haline getirmeyi planlıyoruz. Son 12 yıllık icraatımız, bu hayallerimizin aslında iddialı ama bir o kadar da gerçekçi hedefler olduğunu bize göstermekte" diye konuştu.

Hayalin ulaşılamayanı da düşünmek olduğunu ifade eden Babacan, "Biz, çok şükür bugüne kadar hayal ettiklerimizi tek tek gerçekleştirdik ve bundan sonraki dönemde de hedeflerimize inşallah hep beraber ulaşacağız. Türkiye'yi bu hedeflerinden, bu hayallerinden uzaklaştırmaya çalışanlar oldu, olacak ama bunlar kararlılığımızdan asla geri adım attırmayacak" dedi.

2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda, 145 ret oyuna karşı 297 oyla kabul edildi 22 Aralık 2014 TBMM


2015 bütçesi kabul edildi

22 Aralık 2014 TBMM

 

2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda, 145 ret oyuna karşı 297 oyla kabul edildi.

2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.

Genel Kurul'da, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın açık oylamasına 424 milletvekili katıldı. 2015 yılı bütçesi, 145 ret oyuna karşı 297 oyla kabul edildi.

2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı ise 141 ret oyuna karşı 293 oyla kabul edildi.

2015 bütçesinde 520.4 milyar lira gider, 499.5 milyar lira gelir öngörüldü. 

Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 464 milyar 163 milyon 399 bin lira, özel bütçeli idarelere 53 milyar 69 milyon 588 bin lira, düzenleyici ve denetleyici kurumlara 3 milyar 212 milyon 692 bin lira olmak üzere toplam 520 milyar 445 milyon lira ödenek verildi.

Genel bütçenin gelirleri 442 milyar 586 milyon 345 bin lira, özel bütçeli idarelerin gelirleri 7 milyar 789 milyon 211 bin lirası öz gelir, 45 milyar 894 milyon 85 bin lirası hazine yardımı olmak üzere 53 milyar 683 milyon 296 bin lira olarak belirlendi. Düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleriyse 3 milyar 192 milyon 332 bin lira öz gelir, 20 milyon 260 bin lira Hazine yardımı olmak üzere toplam 3 milyar 212 milyon 692 bin lira olarak öngörüldü. 

Bütçede gelir toplamı 499 milyar 482 milyon lira olarak hesaplandı, özel bütçeli idarelerin net finansmanı ise 55 milyon 964 bin lira olarak tahmin edildi. 

Tasarıların kabulü sonrasında teşekkür konuşması için kürsüye gelen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, görüşmeler sırasındaki eleştiri ve önerilerin kendileri için çok faydalı olduğunu belirtti. Hakarete varmayan her türlü eleştiriye de açık olduklarını vurgulayan Babacan, bütçenin hem Türkiye hem de Türkiye'nin destek verdiği ülkeler için hayırlı olmasını diledi. 

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanı Cemil Çiçek, birleşimi, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının NATO'nun Afganistan'da icra edeceği kararlı destek misyonu ve devamı kapsamında yurtdışına gönderilmesi, aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin bu misyona katılmak üzere Türkiye üzerinden Afganistan'a intikali ile geri intikali kapsamında Türkiye'de bulunması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılmasına ilişkin Hükümete 2 yıl süreyle izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi ile Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı hakkında verilen Meclis Soruşturma önergelerinin görüşmelerini yapmak üzere, 6 Ocak 2015 Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.

Çözüm süreci önemli engelleri aştığımız bir süreç Başbakan Ahmet Davutoğlu 22 Aralık 2014 ANKARA


Çözüm süreci önemli engelleri aştığımız bir süreç

Başbakan Ahmet Davutoğlu

  22 Aralık 2014 ANKARA

 

Başbakan Davutoğlu, "Çözüm Süreci kararlılıkla yüründüğünde, geçmişte karşılaştığımız problemler açısından önemli engelleri aştığımız bir süreçtir" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Son dönemde tekrar Çözüm Süreci'nin doğası içinde seyri konusunda olumlu bir atmosferin oluşmakta olduğunu görüyoruz, bundan da memnuniyet duyuyoruz" dedi.

Davutoğlu, Makedonya'ya hareketi öncesi Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye- Makedonya ilişkileri hakkında bilgi verdi.

Türkiye'nin, Makedonya'nın bağımsızlığını kazanmasının ardından büyükelçi gönderen ilk ülke olduğunu anımsatan Davutoğlu, aynı zamanda Makedonya'yı anayasal adıyla tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldığını söyledi.

Davutoğlu, Makedonya ile tarihi ilişkileri sürdüreceklerini vurgulayarak, "Makedonya'nın Balkanlardaki siyasi dengeler ve değişimler üzerinde son derece önemli ve stratejik konumu var. Birçok ülkeyle ilişkilerinde Balkanlardaki istikrarın omurga ülkelerinden biridir. Makedonya'da istikrar olmadığı zaman Balkanlarda istikrar olması mümkün değil. O bakımdan biz her zaman Makedonya'nın dirliğine, bütünlüğüne, toprak bütünlüğüne ve Makedonya'daki bütün dost halkların, kardeş toplulukların, soydaş toplulukların yan yana bir arada kültürel bütünlük içinde yaşamasına önem verdik" diye konuştu.

Ziyarette Türkçe Bayramı'na katılacağını da bildiren Davutoğlu, "Oradaki kültürel mevcudiyetimize en üst düzeyde destek vermiş olacağız" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, Makedonya'da ekonomik ilişkilerin ve yatırımların daha da gelişmesi için yapılacakların da görüşüleceğini dile getirdi.

Çözüm Süreci

Başbakan Davutoğlu, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çözüm Süreci kapsamında HDP ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın bugünkü açıklamalarının sorulması üzerine, Davutoğlu, "Çözüm Süreci bir anda, bir hamlede, bir günde hemen neticeye ulaşacak bir süreç değil. Ancak kararlılıkla yüründüğünde, çok ciddi aşamalara geçtiğimiz ve gerçekten geçmişteki karşı karşıya kaldığımız problemler açısından önemli engelleri aştığımız bir süreçtir" cevabını verdi.

Davutoğlu, Çözüm Süreci'nin tarihi ve siyasi anlamda asırlarca bir arada yaşamış vatandaşların, eşit vatandaşlıktan istifade ettikleri milli birlik ve beraberlik projesi olarak değerlendirildiğini belirtti.

Bu kapsamda yapılan çalışmaları hatırlatan Davutoğlu, "Hükümetimiz tarafından hiçbir zaman Çözüm Süreci'yle ilgili mütereddit tavır olmamıştır" diye konuştu.

Davutoğlu, Çözüm Süreci'ne en büyük darbeyi 6-7 Ekim olaylarının vurduğuna işaret ederek, bundan dolayı karşılıklı güvenin sarsıldığını anlattı. 

Halkın ihtiyaç duyduğu konularda hükümetin gerekeni yapacağını söyleyen Davutoğlu, "Olumsuz gelişmelerden ve tecrübelerden sonra son dönemde tekrar Çözüm Süreci'nin doğası içinde seyri konusunda olumlu bir atmosferin oluşmakta olduğunu görüyoruz ve bundan da memnuniyet duyuyoruz. Bugün üzerinde çalışılan konular, esasa müteallik olmaktan daha çok usul ve yöntemle ilgili olarak bundan sonra süreçte atılacak adımlarla ilgilidir" görüşünü bildirdi.

"Süreç üniter devlet ilkesi etrafında yürüyor"

Ahmet Davutoğlu, Çözüm Süreci'nin tek taraflı ve tek boyutlu müzakere mantığıyla yürüyen bir süreç olmadığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada yürütülen süreç hem kitle tabanı itibarıyla bütün halkımızı doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle Türkiye'yi kuşatan bir süreçtir. Akil İnsanlar Heyeti onun için Türkiye'nin her tarafında faaliyet göstermiştir. Bugün Başbakan Yardımcımızın yaptığı görüşme de bir anlamda bu geniş ve yaygın faaliyetin bir boyutudur. Orada da usul ve yöntem konusunda bugün olumlu bir atmosfer vardır. Bundan sonra atılacak adımlar konusunda da her zaman gereken çalışmaları yoğunlaştırarak yapacağız. Bir an önce netice alınması için gayret sarf edeceğiz."

Davutoğlu, özerklikle ilgili ise "Bütün bu sürecin üniter devlet ilkesi etrafında yürüdüğü konusunda daha önce defaatle açıklamamız oldu. Ancak yerel yönetimlerin yaygınlaşması ve yerel yönetimlerle ilgili hususlarda da hükümetimizin başta Büyükşehir Yasası olmak üzere nasıl önem verdiği, bu bağlamda nasıl adımlar attığı herkesin malumudur. Bu konuları kamu önünde yanlış bir eksende tartışmak doğru değil. Ancak esas itibarıyla Çözüm Süreci'nin doğası gereği kendi mantığı içinde ilerlemekte olduğunu ve bugün geldiğimiz noktada usul ve yöntem, bundan sonraki aşamalar hususunda pozitif bir atmosferde bulunduğumuzu söylemek mümkün" diye konuştu.

Yüce Divan oylamasının ertelenmesi

Bir gazetecinin dört eski bakan hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nca, Yüce Divan oylamasının 5 Ocak Pazartesi gününe ertelenmesi ve muhalefetin "Dört eski bakanın Yüce Divan'a gitme taleplerinin kendilerinden gelmesine" yönelik tavrına ilişkin değerlendirmesini sorması üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Herkes Soruşturma Komisyonu'nun işleyişi konusunda hukuki ve teamüle dayalı işleyişte dikkatli olmak durumunda. Burada kendi doğası içinde son derece objektif şekilde şimdiye kadar yürüyen bir süreç var. Bu sürecin yine soruşturma komisyonunun kendi içerisinde objektif hukuk kurullarını göz önünde bulundurarak bundan sonra da devam etmesi hususunda herkesin saygılı davranması lazım. Gereksiz spekülasyonlar veya bu konularda yapılabilecek zamansız açıklamalar doğru değil. Bırakalım Soruşturma Komisyonu kendi çalışmasını tamamlasın. Soruşturma Komisyonu eğer bir erteleme kararı almışsa bu mutlaka kendi teknik bir süreciyle ilgilidir. Bu çerçevede Soruşturma Komisyonu'nun misyonu ve işleyişiyle ilgili tereddüt uyandıracak her türlü açıklamadan kaçınmak gerekir."

Gülen hakkındaki yakalama kararı

Başka bir gazetecinin İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından İstanbul merkezli ''paralel yapı'' soruşturması kapsamında Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkarılmasının ardından yaşanacak süreci sorması ve "ABD'nin Gülen'i kendi iç hukuk kurallarına göre iade etmemesi durumunda Türkiye neyi planlıyor. Hükümetin bu konuda bir çalışması, düşüncesi var mı" demesi üzerine Davutoğlu, şu karşılığı verdi:

"Türkiye'de hukuk sürecinin işleyişi bakımından hiç kimsenin pozitif veya negatif anlamda ayrımcı bir tutuma tabi olması söz konusu değil. Hiç kimse de imtiyaza sahip değil. Yani herhangi bir vatandaşımız hangi muameleyle hukuki süreci yürütüyorsa ve herhangi bir vatandaşımız hukuki bir süreçten nasıl etkileniyorsa ve hangi adımlar atılıyorsa Fethullah Gülen için de aynı uygulama yapılacaktır. Ortada bir mahkeme kararı var bununla ilgili atılacak adımlar konusunda da son derece açık hukuki gereklilikler var. Bunlar yapılır. Hiç kimse hukuk devleti içinde imtiyaza sahip değildir. Hiç kimse için böyle bir imtiyaz anlayışıyla hareket edilemez. Hukuki süreç neyi gerektiriyorsa o adımlar gerektiği şekilde ve gerektiği zamanda atılacaktır."

21 Aralık 2014 Pazar

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var 1914

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var 1914

 

Konya muhabir-i mahsusamızdan aldığımız bir telgrafnamede konyada gittikçe mütezayid-i iştiyak-ı harbin (artan harbe katılım isteğinin) bir tezahür-i cedid-i muallasından (yüce bir tezahüründen) bahs edilmektedir.
    Telgrafnamede münderic (yer alan) tafsilata göre, Konya şehriyle mücavir kura (civar köyler) ahalisinden mürekkeb (oluşan) bir cemm-i gafir (büyük kalabalık) kanun-ı evvelin yedinci (aralığın yirminci) günü, önlerinde bayraklarla muzıkalar olduğu halde Konya hükümet konağı önüne gelerek, Osmanlılığın ve bilhassa islamiyetin temin-i selamet (güvenliğini sağlamak) ve şan u şerefi için harbe gitmek arzusunda bulunduklarını ve bu vazife-i vataniyyenin ifasını temin maksadıyla bir gönüllü taburu teşkil ettiklerini (oluşturduklarını) ve hükümetin emr edeceği her cihette vazifelerini ifaya hazır bulunduklarını beyan ve bu arzularının is'afını (yerine getirlmelerini) musırran (ısrarla) rica ile en tehlikeli mıntıkalara sevk edilmeleri hususunda israr eylemişler. Bu mühib (azametli) tezahürat-ı vatanperveranede (vatansever gösterilerde) nazar-ı dikkati celb eden en mühim cihet, gönüllü olarak kabullerini rica eden vatanperveran arasında aksakallı ihtiyarların mevcudiyetidir.   - See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf

Konya muhabir-i mahsusamızdan aldığımız bir telgrafnamede konyada gittikçe mütezayid-i iştiyak-ı harbin (artan harbe katılım isteğinin) bir tezahür-i cedid-i muallasından (yüce bir tezahüründen) bahs edilmektedir.
    Telgrafnamede münderic (yer alan) tafsilata göre, Konya şehriyle mücavir kura (civar köyler) ahalisinden mürekkeb (oluşan) bir cemm-i gafir (büyük kalabalık) kanun-ı evvelin yedinci (aralığın yirminci) günü, önlerinde bayraklarla muzıkalar olduğu halde Konya hükümet konağı önüne gelerek, Osmanlılığın ve bilhassa islamiyetin temin-i selamet (güvenliğini sağlamak) ve şan u şerefi için harbe gitmek arzusunda bulunduklarını ve bu vazife-i vataniyyenin ifasını temin maksadıyla bir gönüllü taburu teşkil ettiklerini (oluşturduklarını) ve hükümetin emr edeceği her cihette vazifelerini ifaya hazır bulunduklarını beyan ve bu arzularının is'afını (yerine getirlmelerini) musırran (ısrarla) rica ile en tehlikeli mıntıkalara sevk edilmeleri hususunda israr eylemişler. Bu mühib (azametli) tezahürat-ı vatanperveranede (vatansever gösterilerde) nazar-ı dikkati celb eden en mühim cihet, gönüllü olarak kabullerini rica eden vatanperveran arasında aksakallı ihtiyarların mevcudiyetidir.   - See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf

 Konya muhabir-i mahsusamızdan aldığımız 

bir telgrafnamede konyada gittikçe 

mütezayid-i iştiyak-ı harbin

 (artan harbe katılım isteğinin) 

bir tezahür-i cedid-i muallasından

 (yüce bir tezahüründen) 

bahs edilmektedir.

 



    Telgrafnamede münderic (yer alan) tafsilata göre, Konya şehriyle mücavir kura (civar köyler) ahalisinden mürekkeb (oluşan) bir cemm-i gafir (büyük kalabalık) kanun-ı evvelin yedinci (aralığın yirminci) günü, önlerinde bayraklarla muzıkalar olduğu halde Konya hükümet konağı önüne gelerek, Osmanlılığın ve bilhassa islamiyetin temin-i selamet (güvenliğini sağlamak) ve şan u şerefi için harbe gitmek arzusunda bulunduklarını ve bu vazife-i vataniyyenin ifasını temin maksadıyla bir gönüllü taburu teşkil ettiklerini (oluşturduklarını) ve hükümetin emr edeceği her cihette vazifelerini ifaya hazır bulunduklarını beyan ve bu arzularının is'afını (yerine getirlmelerini) musırran (ısrarla) rica ile en tehlikeli mıntıkalara sevk edilmeleri hususunda israr eylemişler.

 Bu mühib (azametli) tezahürat-ı vatanperveranede (vatansever gösterilerde) nazar-ı dikkati celb eden en mühim cihet, gönüllü olarak kabullerini rica eden vatanperveran arasında aksakallı ihtiyarların mevcudiyetidir. 

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var (1914)

KONYADA İŞTİYAK-I HARB (savaşa katılım isteği)

- See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf
Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var (1914) - See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpufKonya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var 1914Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var 1914

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var (1914)

KONYADA İŞTİYAK-I HARB (savaşa katılım isteği)

- See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var (1914)

KONYADA İŞTİYAK-I HARB (savaşa katılım isteği)

- See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var (1914)

KONYADA İŞTİYAK-I HARB (savaşa katılım isteği)

- See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf

Konya harekete geçti gönüllülerin arasında aksakallılar da var (1914)

KONYADA İŞTİYAK-I HARB (savaşa katılım isteği)

- See more at: http://osmanligazeteleri.com/haber/konya-harekete-gecti---gonullulerin-arasinda-aksakallilar-da-var-1914/266/#sthash.Pq9D7JNN.9OExrfnq.dpuf

Ahmet Davutoglu

 

http://www.taskent.bel.tr/
tr.wikipedia.org/wiki/Taşkent,_Konya
www.taskent.gov.tr/ 

 Taşkent, Konya ilinin 31 ilçesinden birisi. 
Konya'nın en güney ucunda yer alan ilçe, Karaman ve Antalya illerine ve diğer bir Konya ilçesi olan Hâdim ile komşudur.
 11 Ağustos 1988 tarihinde Hâdim'den ayrılarak ilçe statüsüne kavuşmuştur. www.pirlerkondu.com


Kamu düzenini kim tahrip etmek isterse, onun karşısında çelik bir iradeyle duracağız AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu 21 Aralık 2014 ANKARA

Karşılarında çelik iradeyle duracağız.

21 Aralık 2014 ANKARA

Başbakan Davutoğlu, "Kamu düzenini kim tahrip etmek isterse, onun karşısında çelik bir iradeyle duracağız" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, kamu düzenini kim tahrip etmek isterse onun karşısında çelik bir iradeyle duracaklarını belirterek, "Aynı şekilde, çözüm süreci yönünde kim adım atarsa onunla birlikte tam bir merhamet ve rahmet yolunda yürümeye devam edeceğiz" dedi. 

Partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan Ankara İl Kongresi'nde konuşan Davutoğlu, Anadolu ve Trakya'yı adım adım dolaştıklarını, birlik ve bütünlüğe yürüdüklerini dile getirerek, muhalefet partilerinin ise kendi içlerinde mücadeleye başladıklarını söyledi. 

Çözüm süresi yolunda çok önemli adımlar attıklarını anlatan Davutoğlu, sürecin bir an önce başarıya ulaşmasını arzu ettiklerini ve beklediklerini kaydetti. 

Davutoğlu, AK Parti'nin, çözüm süreciyle ilgili bu kararlılığı devam ederken, 6-7 Ekim olaylarıyla şiddet yanlılarının, vandalların, dışarıdan aldıkları talimatlarla Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu şiddet sarmalına sokmak istediklerini belirtti. Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Zannettiler ki biz bu şiddet sarmalının esiri olacağız. Olmadık. Hemen gerekli tedbirleri aldık. İç güvenlik reformu ve özgürlüklerin korunmasıyla ilgili yasa paketimizi hazırladık. İki vurguda bulunduk, kamu düzeni ve çözüm süreci birbirinin alternatifi değildir. Hem kamu düzenini tesis edeceğiz hem de Çözüm Süreci'ni kararlı şekilde yürüteceğiz. Buradan bir kez daha aziz milletimize teyiden taahhütle söz veriyoruz ki kamu düzenini kim tahrip etmek isterse onun karşısında çelik bir iradeyle duracağız. Aynı şekilde, çözüm süreci yönünde kim adım atarsa onunla birlikte tam bir merhamet ve rahmet yolunda yürümeye devam edeceğiz. Bu tahribat karşısında biz hep şunu söyledik; 'onlar tahrip etseler de biz inşa etmeye devam edeceğiz'. Onların yaktıkları, yıktıkları mekanlarda biz gül yetiştireceğiz. Kamu düzenini teminat altına almak için gerekli adımları attık. Ayrıca bu tahribattan zarar gören bütün vatandaşların gördükleri zararı tazmin ettik, her bir kamu binasını çok daha güzel şekilde yeniden inşa ettik. Başta rahmetli Yasin Börü olmak üzere, bu terör ve şiddette toprağa düşmüş, katledilmiş bütün vatandaşlarımızın hesabını sormaya devam edeceğiz. Yasin Börü'nün katil zanlılarını yakaladık. Herkes bir kez daha bilsin ki bu topraklarda, vatandaşlarımızın saçının bir teline dokunan dahi hesabını verecektir."

"Bütün milletimiz tek bir yürek, tek bir yumruktur"

Davutoğlu, çözüm süreci konusundaki kararlılıklarından hiçbir zaman fedakarlık etmeyeceklerini vurgulayarak, milli birlik ve beraberliği, vatandaşların dilini, kültürünü, örfünü, bütün çeşitlilikler içinde yaşama özgürlüğünü de korumaya devam edeceklerini ifade etti. 

Alevi-Sünni ihtilafı çıkarmaya çalışanlar için, son 116 gün içinde kardeşliği ihya edebilmek için büyük gayret sarf ettiklerini dile getiren Davutoğlu, Hacı Bektaş ve Tunceli'ye yaptığı ziyaretleri hatırlattı. Davutoğlu, "Bizim siyaset, tarih anlayışımızda, Kürt, Türk, Zaza, Alevi, Sünni gibi ayrımlar olmamıştır, olmayacaktır. Bütün milletimiz tek bir yürek, tek bir yumruktur, tek bir zihindir, tek bir gönüldür. Buradan bir kez daha bizi bağrına basan Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Zaza bütün kardeşlerime, Hacı Bektaş'a, Tunceli'ye selam ediyorum, bu kardeşliğimizin gereği olan her türlü tedbir alınacak ve demokratikleşme çerçevesinde, milli birlik ve beraberliğimizi teminat altına alacağız" diye konuştu. 

Yapacakları önemli bir inşa faaliyetinin de siyaset alanında olacağını kaydeden Davutoğlu,  milli iradeyi her halükarda, mutlaka egemen kılacaklarını, hiçbir darbe ve vesayete izin vermeyeceklerini kaydetti. 

Başbakan Davutoğlu, AK Parti kadrolarının son 12 yıl içinde bir çok darbe ve vesayet teşebbüsü gördüğünü, bunların karşısında dimdik durduklarını ve durmaya devam edeceklerinin altını çizdi.  

"Birbirlerine karşı darbe yapmaya kalkıştılar"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, TBMM'de Mısır darbesini desteklediğini ifade eden Davutoğlu, bunun üzerine Kılıçdaroğlu'na "Darbecisiniz" dediğinde, Kılıçdaroğlu'nun alındığını anlattı. Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Ama o günden bu güne Kılıçdaroğlu'nun ağzından, 27 Mayıs, 12 Mart darbesine karşı bir şey duydunuz mu, 28 Şubat darbesine karşı bir ses duydunuz mu, duymadınız. Çünkü CHP'nin zihniyet köklerinde darbe anlayışı vardır. Baktılar ki AK Parti döneminde Türkiye'de darbe yapmak artık mümkün değil, bu sefer, darbe kültürü devam ettiği için, gittiler Şişli Belediyesinde birbirlerine karşı darbe yapmaya kalkıştılar. İbret vesikasıdır. Kılıçdaroğlu, 'Biz İstanbul'u nasıl yönettiysek, Türkiye'yi de öyle yönetiriz' diyordu. Şimdi işte er meydanı, Şişli'yi yönetebiliyorlar mı? Şişli'de haftalardır süren kargaşaya Kılıçdaroğlu müdahale edebiliyor mu, liderlik gösterebiliyor mu? Melih Gökçek başkan haklı, 'Kılıçdaroğlu'nu Allah CHP'nin başından uzaklaştırmasın' diyelim. Bir ilçede dahi birbirlerine karşı darbe yapmaktan iş yapmaya vakit bulamıyorlar. Biri diyor ki eşleri de devreye girdi, 'bizi tehdit ediyorlar' diyor, diğeri 'hayır tehdit etmiyoruz, onlar haklarımızı gasp ediyorlar' diyor. Bir Şişli'yi idare edemeyen, Türkiye gibi büyük bir ülkeyi idare edebilecek beceriyi gösterebilir mi? Zaten millet Kılıçdaroğlu ve ekibine bu ülkede değil 4 yıl, 4 dakika bile iktidar yüzü göstermez. Onların zihniyetini bilir."

"28 Ağustos’ta demokrasi tarihinin örnek bir kongresini yaptık"

Davutoğlu, 28 Ağustos’ta, yine Arena Spor Salonu'nda, tüm demokrasi tarihinin örnek bir kongresini yaptıklarını anımsatarak, "Bir vefa, sadakat, ahlak ve erdem kongresiydi. O olağanüstü kongremizde, benim omuzlarıma büyük bir mesuliyet yüklendi. İşte bu salonda, o mesuliyeti üstlenirken, Türkiye’nin, yeni Türkiye’nin bir inşa ve ihya dönemi olduğunu ifade etmiştim. 9 maddede bu inşa ve ihya döneminin temel ilkelerini, buradan sizlerle paylaşmıştım. 28 Ağustos’tan bu yana 116 gün geçti, dolu dolu 116 gün" diye konuştu.

"Dava meşalesi hep ayaktadır"

Konuşması sırasında, partililerin artan coşkusuna işaret eden Davutoğlu, "Bu heyecan, bu aşk bize bir şey söylüyor, AK Parti’de heyecan bitmez, aşk ve aşkın alevi hiçbir zaman sönmez. Dava meşalesi, hep ayaktadır" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, 28 Ağustos’taki büyük kongrede, yeni Türkiye’nin inşa programını ilan ettikten sonra geçen sürede gelinen noktanın muhasebesini ortaya koymak istediğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"116 gün sonra ne yaptığımızı, nereden nereye geldiğimizi bir kez daha muhasebe edelim. Birincisi, yeni Türkiye’nin zihniyet ve psikolojik altyapısı, özgüvendir, demiştik. 12 yıl içinde, bizim her alanda yaptığımız özgüven devrimidir. 12 yıl önce psikolojik olarak çökmüş, moral olarak iddiasını kaybetmiş bir halktan, 12 yıl içinde küresel lider olma iddiasındaki yeni bir Türkiye’ye doğru yürüme kararlılığını gösteren bir milli yürüyüşü başlattık. Aziz Ankaralılar, işte geçen sene Gezi olaylarıyla birlikte bir provokasyon başlatıldı. Daha sonra, 17 Aralık, 25 Aralık kumpaslarıyla, çatı aday planlamalarıyla milletimizin özgüveni tahrip edildi. Hep beklediler ki bütün tuzaklardan sonra millet özgüvenini kaybetsin, millet yeise düşsün, paniğe kapılsın, milletin temsilcileri ile millet arasına uçurum girsin, izin vermedik. 28 Ağustos'ta burada kongreyi topladığımızda, size ve milletimize verdiğimiz ilk söz, kim ne yaparsa yapsın özgüvenle yürümeye devam edeceğiz."

"Milletimizin özgüveni sapa sağlam ayakta"

"Şimdi 116 gün içindeki, Türkiye’nin atmosferine bakınız. Kobani bahane edilerek çıkartılan olaylara ve birçok perde arkası oyunlara rağmen, AK Parti kadroları, bir şeyi ispat ettiler ki AK Parti ayaktayken, bu partinin yücelttiği değerler ayaktayken milletimizin özgüveni sapa sağlam ayakta olacaktır" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Kimse bu özgüveni yıkmaya, tahrip etmeye muktedir olamayacaktır. Bu salondan bir kez daha haykırıyoruz, millet ile bütünleşmiş AK Parti kadroları özgüven için geleceğe yürümeye devam edecektir. Bütün Anadolu’yu dolaşıyoruz. Her yerde gördüğümüz, bütün tezgahların karşısında milletimizin partimize, hükümetimize, en önemlisi kendisine olan güveni hiç kaybetmediğidir. Bu güven, hiç bir zaman kaybolmayacaktır. İkinci temel ilke, milleti bir arada tutan sosyokültürel beraberlik, milli birlik ve beraberlik, dedik."

"Aziz vatanımızı karış karış dolaşmaya devam edeceğiz"

Davutoğlu, 28 Ağustos’daki kongreden bu yana 30'a yakın ilde vatandaşlarla buluştuğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arkadaşlarımızla kongre takvimini yaparken, dedim ki, 'bu milletin her bir ferdi ile buluşmak için bir gün doğuda, bir gün batıda olacağız. Öğleden önce doğuda, öğleden sonra batıda olacağız. Bir hafta kuzeyde, bir hafta güneyde olacağız.' O günden bu yana, sürekli olarak Anadolu'da ve Trakya’da halkımızla buluşuyoruz. Sembolik öylesine tercihleri yapıyoruz ki bu bütünlüğü gösterelim. İl kongrelerimize, Erzurum’dan başladık. Sembolik olarak, milli iradenin başlangıcı Erzurum Kongresi'nin aziz şehitlerini anarak başladık. Oradan, Balıkesir’e geçtik. Kuvayı milliye ruhunu uyandıran Balıkesir'deki kardeşlerimizle buluştuk. Bir tek şeyi ispat etmek için, Erzurum Kongresi'ndeki Dersimli Abbas Necati Efendi ile Balıkesir’de kuvayı milliye ruhunu temsil eden Vehbi Efendi’nin mirası, AK Parti kadrolarının omuzlarındadır. Adım adım, karış karış, aziz vatanımızı dolaşmaya devam edeceğiz.”

"Kuvayı milliye ruhunu tekrar ayağa kaldırmaya hazır mısınız?"

Konuşmasında, "Millet yeis içindeyken Erzurum Kongresi ile ayağa kalkan ecdadınızın mirasına sahip çıkmaya hazır mısınız?", "İzmir 15 Mayıs’ta işgal altındayken, 2 gün sonra, 17 Mayıs’ta Balıkesir’de Alaca Mescit’te kuvayı milliyeyi ilan eden Vehbi Efendi ve arkadaşlarının izinde yürümeye hazır mısınız?", "Kuvayı milliye ruhunu tekrar ayağa kaldırmaya hazır mısınız?" şeklinde sorular yönelten Davutoğlu,  salondakilerin "evet" karşılığını vermesi üzerine, "İşte milli birlik ve beraberlik budur. İşte milletimizin, her bir ferdini birbiriyle buluşturma ideali budur" ifadesini kullandı.

"CHP paralelcilerle birlikte vesayet arayışı içinde"

Kendilerinin ülkede demokrasiyi ve özgürlükleri kökleştirmeye çalışırken CHP'nin paralelcilerle birlikte vesayet arayışı içinde olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bir CHP milletvekili dedi ki '30 Mart'ta paralelcilerle işbirliği yapmakla büyük hata yaptık'. İşte fotoğraf, işte vesika. Kendi içinizden bu ses çıkıyor Kılıçdaroğlu. Ne tür ittifak yaptıysanız çıkın açıklayın. Kimle omuz omuza durduysanız, kimlerle vesayet planı yaptıysanız çıkın açıklayın. Biz ise AK Parti'nin Ankara Kongresi'nde haykırıyoruz; kimler ne hesap yaparlarsa yapsınlar, biz, AK Parti kadroları sadece milletle birlikte yürümeye devam edeceğiz. CHP ve onun arkasındaki paralelci anlayışa da sesleniyoruz; sizin vesayet arayışlarınız bizim dik duruşumuz karşısında iflas edecektir."

Türkiye'de demokrasiyi kökleştireceklerini ve katılımcı demokrasiyi teşvik edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, ne suretle olursa olsun devlet yapısında ve bürokraside paralel bir yapılanmaya izin vermeyeceklerini söyledi.

Sadece milli iradeden güç alan, milli iradeyi temsil edenlerin ülkeyi yönetebileceğine dikkati çeken Davutoğlu, "Eğer birileri perde gerisinden, Pensilvanya'dan ya da başka merkezlerden bürokrasi içerisinde örgütlenerek, emniyet, yargı veya kritik bürokraside örgütlenerek devleti yönetmeye kalkarsa hak ettiği cevabı alacak. Biz emaneti milletten alırız, hesabı sadece millete veririz" dedi.

Davutoğlu, 14 Aralık'ta yargıda başlayan sürecin siyasi bir süreç olmadığını ve herhangi bir siyasi müdahaleyle de başlamadığını belirterek, şöyle konuştu:

"2010 yılında 30'u aşkın vatandaşımızın haksız suçlamalarla ve yalan bir takım delillerle, bürolarına yerleştirilen bazı silahlar üzerinden kurulan kumpaslarla 17 ay hapis yatmasının karşılığında, onların bir şikayet süreciyle başlamıştır. Yani ortada aslında insan hakları davası var. Bir grup vatandaşımız bu çete tarafından haksız yere töhmet altında bırakılmış ve haksız bir ceza çekmişler. 17 ay tamamıyla uydurma delillerle hapse atılmışlar. Bu cemaat, bu topluluk, bu mağdur edilen insanlar, gerçek anlamda dini bir saikle kendilerince yaptıkları faaliyetler dolayısıyla mağdur edilen ve hiçbir şiddete bulaşmayan bu insanlar gelip yargıya başvurmuşlar. Haklarının takip edilmesini istemişler. Yargı ne yapacaktı, bu baskı, bu töhmet, bu zulüm karşısında susacak mıydı? Araştırma yapıyor, soruşturma yapıyor ve eldeki birtakım deliller karşısında bir yargı süreci başlatılıyor. Hemen harekete geçtiler. Bir pazar günü daha dosyanın içeriği bilinmeden, kimin ne ile suçlandığı, niçin soruşturulduğu bilinmeden, bunu basın özgürlüğüne müdahale olarak yansıttılar. Hemen yurtdışındaki odaklar harekete geçti. Pazar günü, tatil günü dahi AB açıklama yaptı. Bu açıklamasıyla Türkiye ve hükümetimiz hakkında kirli bir kampanya başlattılar. Şimdi bir kez daha buradan vurguluyorum: Bu operasyonlarda her hangi bir şekilde, basın özgürlüğünü ilgilendiren bir konu söz konusu değildir. Basın özgürlüğü Türkiye'de teminat altındadır ama hiç kimse bulunduğu makam, mevki ve taşıdığı unvan nedeniyle hesap sorulamaz değildir. Herkes hesap verme makamındadır. Nasıl biz siyasiler olarak milletin önünde hesap veriyorsak, herkes yaptığı eylemler dolayısıyla hesap verecek. Vatandaşlarımızı haksız yere hapse atanlar, birtakım asılsız delillerle vatandaşlarımız üzerinde şantaj uygulayanlar bilsinler ki bir daha böyle bir uygulamaya hiçbir zaman cesaret de yer de imkan da bulamayacaklar. Vatandaşlarımızın özgürlükleri hükümetimizin teminatı altındadır."

Bürokrasiye sızmış çeteye karşı 28 Ağustos'ta AK Parti Kongresi'nde verdikleri sözün gereğini yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini ifade eden Davutoğlu, "Hiçbir şekilde devletimizin tasallut altına alınmasına izin vermeyeceğiz. Devletimizi ve bürokrasimizi tam bir ehliyet ve liyakat esasına göre yeni Türkiye'de daha güçlü bir şekilde yapılandırmaya devam edeceğiz. Bizim devlet anlayışımız, Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet çizgisinde erdem ve ahlak anlayışıdır" dedi.

Davutoğlu, ahlakı ve erdemi; siyasetin, toplumsal kültürün ve iktisadi hayatın temeli, odağı ve zemini yapmaya kararlı olduklarının altını çizerek, "AK Parti hareketi 2001'de yola bir erdemliler hareketi olarak çıkmıştı. Bu erdemliler hareketinin doğasını, dokusunu ve zeminini korumaya kararlıyız" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, AK Parti kongresi ile CHP kongreleri ve sonrasında yaşanan gelişmelerdeki karşılılık çatışma kültürü arasındaki farkın aslında siyasetin ahlak ve erdem boyutunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Yolsuzluklara karşı mücadele bizim en temel şiarımızdır. Eğer 12 yıl içerisinde bu kadar büyük hizmetler gerçekleşmişse bilinsin ki bu hizmetlerin arkasında AK Parti'nin yolsuzluklara karşı verdiği mücadele vardır. 17 ve 25 Aralık operasyonlarının arkasında yolsuzluklara karşı bir mücadele anlayışından çok milli idareyle iktidara gelmiş bir hükümeti devirme çabası vardır. Allah aşkına daha yürüdüğü iddia edilen bir soruşturmada iddianamede 'dönemin başkanı' diyerek, iktidarda milli iradeyle bulunmuş olan bir başbakana dönük gerçekleştirilen o komplo, yolsuzluklarla mücadele olarak adlandırılabilir mi? Buradan haykırarak söylüyoruz: Onların 'dönemin başbakanı' dediği, sayın Başbakanımız bugün gerçek Cumhurbaşkanlığı makamındadır. Onların 'dönemin başbakanı' diyerek adlandırmaya kalkıştıkları Recep Tayyip Erdoğan, bugün halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olma onurunu, kendisine de AK Parti'ye de milletimize de yaşatmıştır. Kim şu veya bu gerekçeyle milli hazinemize, kaynaklarımıza yolsuzluk niyetiyle yaklaşırsa, kim herhangi bir şekilde harama bulaşırsa kardeşimiz de olsa onun kolunu koparmaya kararlıyız. Yolsuzluk iddiaları üzerinden yalan yanlış ithamlarla ve birtakım komplolarla milli iradeye karşı kim harekete geçerse onu da durdurmaya aynı şekilde kararlıyız."

"Bir çete HSYK üzerinden yargıyı tekeline almak istedi" 

Davutoğlu, önemli bir başka inşa faaliyetinin de adalet ve yargı alanında olacağını belirterek, bu kürsüden 28 Ağustos'ta AK Parti Kongresi'nde hakimlere ve savcılara seslendiğini hatırlattı. 

Davutoğlu, "Demiştim ki yaklaşan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde vicdanınızı ve sesinizi yükseltiniz. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimleri neredeyse cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi kritik aşama gibi takdim edildi. Bir klik, bir çete HSYK üzerinden yargıyı tekeline almak istedi. Bu tekel üzerinde de siyasete ve Türkiye'de özgürlük alanları üzerinde Demokles'in kılıcı gibi baskı kurmaya kalktı. Bütün hakimlerimize savcılarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.

Hakim ve savcıların yapılan çağrıya kulak vererek tam bir birlik içinde Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerine gittiklerini, bu seçimlerde Türkiye'deki her görüşü, yaklaşımı temsil eden, temsil kabiliyeti yüksek bir HSYK oluştuğunu dile getiren Davutoğlu, "HSYK üzerinden siyaset ve toplum hayatı üzerine baskı kurmak isteyenlere de gerekli dersi verdiler" dedi.

Bu dönem içinde yargıda adaletin işleyişini hızlandırmak için Yargıtay ve Danıştayda daire sayılarını artırdıklarını ifade eden Davutoğlu, 600 bine yakın Yargıtayda bekleyen, 300 bini aşkın Danıştayda bekleyen dava olduğuna dikkati çekti. Davutoğlu, bu davaların süratle neticelenmesi için artırılan dairelerle en kısa zamanda yargının yeniden yapılandırılması için gerekli tedbirleri alacaklarını söyledi.

Davutoğlu, "Siyasetimizin, adaletimizin, yargımızın ve bütün anayasal kurumlarımızın tam ve doğru yerine oturması için 2015 haziranından sonra yeni bir anayasa için yola çıkacağız. Siyasi inşa faaliyetimizi, devleti yeniden tanzim etme faaliyetimizi, 2023'e yürürken insan haklarına dayalı derin demokrasi anlayışımızı kurumsallaştıracak yeni bir anayasayı inşallah milletimizin takdirine sunacağız" ifadesini kullandı.

"Şehirler, yaşatıldığı köklü medeniyetin mekanları haline gelecek"

28 Ağustos'ta, kültür ve medeniyet restorasyonundan, şehirlerin ve çevre bilincinin güçlendirilmesinden bahsettiklerini anımsatan Davutoğlu, yaklaşık 4 ay içinde, hükümet kurulur kurulmaz bu konuyla ilgilendiklerini dile getirdi.

Belediye başkanlarıyla bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, her şehrin korunması ve gelişmesi için yapılacak dönüşüm faaliyetlerini ele aldıklarını söyledi.

Büyükşehir Yasası ile ilgili bir çalışma yürüttüklerini, en kısa zamanda belediyelerin ve yerel yönetimlerin ihtiyacını karşılayacak her türlü tedbiri almaya kararlı olduklarını vurgulayan Davutoğlu, şehirlerin, irfan ve erdemin yaşatıldığı köklü medeniyetin mekanları haline geleceğini belirtti.

Çevre bilinciyle fidan dikme faaliyetlerine ve  ülkeyi yemyeşil kılma faaliyetlerine devam ettiklerini anlatan Davutoğlu, "Bu özgüven inşası, siyasetin yeniden inşası, siyasetimizde demokrasinin güçlendirerek yeniden inşası, ahlakın inşası, kültür ve medeniyetimizin inşası, adaletimizin, yargımızın, milli birliğimizin inşası faaliyetlerini ekonomik restorasyonla daha da güçlendirmeye kararlıyız" şeklinde konuştu.

"Engelleri bir bir kaldırıyoruz"

Hükümet görevini üstlendiklerinde ekonomik kalkınma hedeflerinin daha da hızlanarak devam edeceğini vurguladıklarını dile getiren Davutoğlu, önce hükümet programında ikinci ekonomik atılım hamlelerini ilan ettiklerini, daha sonra ise Orta Vadeli Program'ı açıkladıklarını, kasım ayında ekonominin yeniden yapılandırılması için 25 kritik stratejik alanda sektörel dönüşüm programı ilan ettiklerini söyledi.

Reel sektörle ilgili 400'e yakın eylemle birlikte kasım ayında uygulamanın başladığını, geçen hafta da makroekenomoik alanda yedi sektörde 400'e yakın eylem ilan ettiklerini ifade eden Davutoğlu, "Önümüzdeki hafta sosyal boyutlu sekiz sektörel alanda ilan edeceğimiz, toplamda bin 450 eylemle önümüzdeki dönemde, ikinci hamle ve atılım döneminde, yeni Türkiye'nin inşasında ekonomimizi daha güçlü bir zeminde yüceltmenin, yükseltmenin Türkiye'yi ilk on ekonomi arasına sokmanın gayretini, çabasını yoğunlaştıracağız" dedi.

"Onlar siyasi vesayet peşinde koşarken biz ekonomimizi yeniden yapılandırarak ülkenin ilk on ekonomi arasına girmesinin önündeki engelleri bir bir kaldırıyoruz" diyen Davutoğlu, gelecek dönemde her hafta yeni bir reform programını açıklayarak yola devam edeceklerini kaydetti.

Türkiye'nin kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın yükselen bir güç olmaya kararlı olduğunun altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Özgüvenimizi yeniden inşa ediyoruz, bir. Özgüvene dayalı olarak milli birlik ve beraberliğimizin tahkim edilmesi için çözüm süreci yolunda kararlı bir şekilde ilerliyoruz iki. Demokrasimizi güçlendiriyoruz, güçlendirmeye devam edeceğiz üç. Devletimizi, bürokrasimizi yeniden yapılandırarak milli iradeyi tahkim ediyoruz dört. Ahlaki restorasyonla erdemliler hareketini gerçek bir 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' felsefesine dönüştürerek devlet ahlakını inşa ediyoruz beş. Adaleti yargıyı yeniden inşa ediyoruz, ekonomimizi yeniden inşa ediyoruz altı. Yedi ve nihayet bütün bu zemin üzerinde bu ilkeler üzerinde Türkiye'nin uluslararası konumunu yeniden güçlendiriyoruz, Türkiye'yi dünyanın en itibarlı ülkesi yapmaya kararlıyız."

Başbakan Davutoğlu, mazlum milletlere sahip çıkma iradesini gösteren Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da dünyanın neresinde mazlum varsa sahip çıkmaya, nerede zalim varsa ona da karşı çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.

Davutoğlu, milli birlik ve beraberliği, devlet geleneğini, demokrasiyi, kültürüyle medeniyeti güçlü iktisadı inşa ederek uluslararası alanda dünyanın en güçlü en saygın ülkesini inşa etmeye kararlı olduklarını ifade etti.

Kongreden notlar

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti Ankara İl Kongresi’nin yapıldığı salona eşi Sare Davutoğlu ile geldi. Davutoğlu çifti, platforma çıkarak, partilileri selamladıktan sonra protokolde kendileri için ayrılan yere geçti.

AK Parti’nin kuruluş sürecinden bugüne kadar Ankara İl Başkanlığının faaliyetlerine ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in divan başkanlığını yaptığı kongrede, protokol konuşmaları kapsamında, AK Parti Ankara İl Başkanı Nedim Yamalı ve ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek söz aldı.

Daha sonra, Başbakan Davutoğlu platformda kurulan kürsüye geçerek, partililere hitap etti. 

Davutoğlu’na, konuşmasının ardından AK Parti Ankara İl Başkanı Nedim Yamalı tarafından da 5. Olağan İl Kongresi dolayısıyla dikimi yapılan 6 bin fidan için hatıra olarak bir fidan takdim edildi.

Başbakan Davutoğlu da kongreye katılan El Halil Belediye Başkanı Davut Zaferi’ye bir fidan hediye etti. Davutoğlu, fidanı verirken, "Bu özgürlük fidanı olsun, Filistin özgür olana kadar Türkiye her zaman Filistin’in yanında olmuştur, olmaya devam edecektir" ifadesini kullandı.

Spor Salonu girişinde, Mustafa Kemal Atatürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun büyük boyutlu posterleri yer alırken, salon içinde de Arapça yazılı “5. Olağan Kongreye Hoşgeldiniz Başbakan Ahmet Davutoğlu” pankartı dikkati çekti.

Salonda, ayrıca "Zaman Hızla Tükeniyor, Türkiye 2023’e Yürüyor", "Dualarımız Allaha Umudumuz Sana Bağlı, Mazlumun Dostu Ahmet Davutoğlu", "Cesaret ve Özgüvenle İleriye Koşan Yeni Türkiye", "Yeni Türkiye Yolculuğu Devam Ediyor", "Çınarlar Köklerinden Kopmadıkça Ölmezler, Bu nasıl muhalefettir ki köklerini bilmezler” ve “Demokrasi Yolunda Pursaklar, Hocasına Tebessüm Ediyor" yazılı pankartlar da yer aldı.

Kongreye, Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan ve Ali Babacan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Süleyman Soylu ve Yasin Aktay, AK Parti Genel Sekreteri Haluk İpek ve çok sayıda partili katıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şahin

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de kongrede konuşma yaptı. Şahin, Aralık ayında AK Parti İl Kongresi’nin yapılmasının özel bir anlamı olduğunu belirterek, Samsun, Erzurum ve Sivas’tan yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk başkanlığındaki heyetin, Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Ankara’ya, 95 yıl önce Aralık ayında geldiğini anımsattı.

Heyetin,  Ankara yolculuğu sırasında yaşanan sıkıntılara dikkati çeken Şahin, “Bir an önce Ankara’ya varılmalı, TBMM’yi açmalılar  ve milli Kurtuluş Savaşı’nı başlatmaları gerekiyordu. Araçlarının lastiği Kırşehir yakınlarında patladı. Lastik bulamadılar. Ne yaptılar biliyor musunuz? Bez parçalarını lastiğin içine doldurarak yollarına devam ettiler. 95 yıl önce bir araba lastiğine muhtaç olan Türkiye, hamd olsun, kendi tankını, helikopterini yapıyor, kendi savaş gemisini yapıyor. Bunda son 12 yıldaki AK Parti iktidarının payı büyüktür. Burada asıl başarı, aziz milletimize aittir” şeklinde konuştu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de çok önemli günlerden geçtiklerini belirterek, "Bugüne kadar paralel yapı denilen yapıya, hep inandık hep güvendik ama maalesef aldatıldık. Aldatılmamızın tek nedeni, bizlerin Müslümanca düşüncesi. Başka herhangi bir nedeni yok.  Ama şimdi hesap veriyorlar. İnşallah hesap verecekler" dedi.

Gökçek, önümüzdeki seçimlerde de hedeflerinin yüzde 55 oy olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Yapılan anketler, yüzde 49-52 arasında gelip gidiyor. Ama oyumuzu artırmak için acizane benim iki sözüm var; birincisi MHP, BBP ve Saadet Partisi’ne karşı herhangi bir şekilde tahrip edici konuşmayalım, çünkü Türkiye’de oylar yüzde 65 sağ, yüzde 35 sol. Hedef yüzde 65 olduğuna göre, bu seçimlerden onlardan da oy alarak inşallah yüzde 55’i yakalayacağız. Ama Kılıçdaroğlu’na atış serbest. Ben her yerde, her zaman şunu söylüyorum, ‘Allah, CHP’nin başından Kılıçdaroğlu’nu eksik etmesin.’ İnşallah, bu seçimlerden de Ankara teşkilatı olarak yüz akıyla çıkacağız. Sayın Başbakanımıza Ankara olarak yüzümüz ak olacak."

"Kılıçdaroğlu'nun cevap verme vakti"

Başbakan Davutoğlu, partisinin Bolu İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada ise, "Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında, 'benim yakınlarımdan yedi kişi bile girmiş olsa, ben istifa etmeye hazırım' demişti. Bugün isimler yayınlandı. Amcaoğlu, dayıoğlu, teyzeoğlu her türlü akrabasının, kendi genel müdürlüğü zamanında SSK'ya girdiği belgelendi. Şimdi bu sorulara cevap verme vakti"  dedi.

Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımına izin vermeyeceğiz

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bu topraklarda biz Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımına izin vermeyeceğiz, tek bir yürek olacağız, tek bir ses olacağız, tek bir nefes olacağız" dedi.

Davutoğlu, partisinin 17 Temmuz Spor Salonu'nda yapılan Bolu 5. Olağan İl Kongresi'nde, "Köroğlu gibi cesur, yiğit, kararlı Bolululara" selamlarını iletti.

Bolu'yu "nimet şehir" olarak nitelendiren Davutoğlu, Allah'ın lütfunun kentte tabiata, mekana yansıdığını belirtti.

Davutoğlu, Bolu'ya her vesileyle gelmekten gurur duyduğunu dile getirerek, ruhen ve bedenen dinlenme ihtiyacı duyduğunda kente geldiğini bildirdi.

Bolu'dan önce Ankara'da partisinin kongresinin gerçekleştirildiğini hatırlatan Davutoğlu, Hacı Bayram-ı Veli'nin diyarından onun talebesi olan Akşemseddin'in diyarına geldiklerini söyledi.

"Allah şahittir ki Hacı Bayram Veli'den Akşemseddin'e ondan Fatih Sultan Han'a devredilen bu bayrak, gelecek nesillere en emin ellerde devredilecektir" diyen Davutoğlu,  salonu dolduran gençlerin yoğun tezahüratları üzerine, gençliğin davalarını ahenkle, musikiyle ve coşkuyla haykırdığını söyledi.

21 Aralık tarihinin en uzun gece olduğunu, Divan edebiyatında bunun çok güzel anlatıldığını belirten Davutoğlu, bununla ilgili örnek de verdi. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Derdimiz, davamız var onun için bize gecelerde rahat uyumak haramdır. Bizim için gündüzlerde uyumak haramdır. Gündüzlerde yürüyeceğiz, gecelerde çalışacağız. 24 saat olmuyorsa, yetmiyorsa 25. saati bulacağız ama bu dava bayrağını ülkemizin, dünyanın her yerinde dalgalandıracağız. Bugün Filistin'den, El Halil şehrinden hediyeler getirdiler. Halil şehri ki Hazreti İbrahim'in şehri aynen Urfa gibi bizim için, Urfa kadar kutsal, Urfa kadar azizdir Halil. Ve Kudüs, İstanbul gibi gönlümüzde, ruhumuzdadır. Kudüs işgal altındayken, Halil işgal altındayken bizim için gece ve gündüz yoktur. Bütün zulümler bitene kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, mazlumların devleti, zalimlerin ise  korktuğu, ürktüğü bir devlet olarak yüceltmeye kararlıyız. Sesimizi bütün Filistin, bütün mazlumlar duyacak." 

Namertler çıkacak bunu biliyoruz

Salondakilerin "Türk, Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" sloganları üzerine Başbakan Davutoğlu,"Bolu'dan yükselen bu sesi bu milletin arasına fitne sokmak isteyen herkes duysun" dedi.

"Türk, Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" ifadesini tekrarlayan Davutoğlu, bunun için kongreleri birlik, tevhit kongresi olarak yaptıklarını söyledi.

Kongreleri sabah doğuda, öğleden sonra batıda olacak şekilde takvimlendirdiklerini dile getiren Davutoğu, şunları kaydetti:

"İşte bu sesi herkes duysun diye herkes bu milletin arasına fitne sokmaya çalışanlara karşı bütün bir millet çelik gibi tek yürek, tek bilek olsun diye. Onun için irfan sahibi Bolulular bu mesajınızı alıyorum ve buradan Bolu'dan bir kez daha sesleniyorum: Bu topraklarda biz Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımına izin vermeyeceğiz. Tek bir yürek olacağız, tek bir ses olacağız, tek bir nefes olacağız. İşte davamızın esası budur. Bunu engellemeye çalışanlar olacak yine Köroğlu'nun dediği gibi 'Tüfek icat oldu mertlik bozuldu', namertler çıkacak bunu biliyoruz. Ne zaman 'milli birlik' demişsek namertler çıktı, çıkacak. Bir takım kumpaslarla bizi arkadan hançerlemeye çalışanlar çıkacak ama Bolulular biliyor, biz namertler karşısında mertliğin sembolü olmuş Bolu'dan haykırıyoruz, hiçbir namert bizim yürüyüşümüzü durduramaz."

Başbakan Davutoğlu, Bolu'nun yiğitliğin sembolü olduğu kadar dünyanın en iyi aşçılarının da memleketi olduğunu belirtti.

İyi bir yemek için sadece malzemenin yetmeyeceğini bildiren Davutoğlu, "Malzeme ne kadar iyi olursa olsun aşçı iyi olmadı mı yemeğin ya tuzu eksik olur ya şekeri ya da herhangi bir unsuru" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin 1990'lı yıllarda namerde muhtaç olduğunu söyleyen Davutoğlu, 2000'li yıllarda ise "malzeme aynı malzeme ama aşçı değişti" diyerek, AK Parti kadrolarıyla Türkiye'nin kaderinin değiştiğini söyledi. Başbakan Davutoğlu, 12 yıl içinde nasıl bu malzemeden çok lezzetli bir yemek çıkmışsa gelecek yıllarda da hep o lezzetli yemeği yapacak AK Parti'nin yetenekli, ehil aşçılarının işbaşında olacağını kaydetti.

CHP için ise "malzeme zayıf aşçı yok, aşçı yamağı bile yok" ifadesini kullanan Davutoğlu, Şişli Belediyesinde yaşananları anımsattı. Davutoğlu, CHP'nin bir ilçeyi bile idare edemediğini söyledi.

Davutoğlu, salonda atılan sloganlar üzerine, "Sizin Osmanlı'dan kastettiğiniz onurlu bir cihan devleti. İnşallah o cihan devletinin ruhunu, şuurunu 2023 ile küresel devlet, küresel güç olacak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile taşıyacağız. Biz bu iddiadayız, bu çaba içindeyiz. Biz, darbelerin vesayetin kökünü kazıdık, inşallah bu topraklarda bir daha milli irade dışında kimse hükmedemeyecek, kimse milletten almadığı bir gücü kullanamayacak" diye konuştu.

CHP'nin paralel yapıyla işbirliği

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'in, 30 Mart seçimleri öncesinde CHP'nin paralel yapıyla işbirliği yaptığı yönündeki açıklamalarını anımsatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi Kılıçdaroğlu'nun cevap verme vakti. Soru sorma değil, hesap verme makamında. 30 Mart'tan önce paralel yapıyla işbirliği yaptınız mı, yapmadınız mı? Yaptıysanız ne verdiniz, ne aldınız? Millet bunu bilmek istiyor. Kılıçdaroğlu ne verdin paralel yapıya, ne aldın? Bu ilişkileri ortaya çıkartacağız. Geçen sene mayıs ayından bu yana Türkiye'de aydınlığı karanlığa, ümidi yeise çevirmek için her türlü komplo düzenlendi, her türlü faaliyet yapıldı ama hesap edemedikleri bütün bu faaliyetlerin ve tuzakların karşısında dimdik duran bir AK Parti kadrosu vardı. Şimdi soru sorma vakti bizde. Madem ki sizin milletvekiliniz bunu itiraf ediyor, Sayın Kılıçdaroğlu senin açıklaman, bu sorulara cevap vermen lazım. Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında, 'benim yakınlarımdan yedi kişi bile girmiş olsa, ben istifa etmeye hazırım' demişti. Bugün isimler yayınlandı. Amcaoğlu, dayıoğlu, teyzeoğlu, her türlü akrabasının, kendi genel müdürlüğü zamanında SSK'ya girdiği belgelendi. Şimdi bu sorulara cevap verme vakti." 

CHP'nin  bir yandan vesayetçilerle, bir taraftan da milli irade dışındaki her türlü imkanı kullanarak bu iradeyi istismar etmek isteyenlerle işbirliği içinde olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu nedenle CHP'nin ülke yönetimine talip olmayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu'nun "4 yıl verin" dediğini anımsatan Davutoğlu, bu milletin 4 dakika bile vermeyeceğini "Bu millet CHP zihniyetini, çağ dışı zihniyeti bildiği için hiçbir zaman bu emaneti tevdi etmeyecek sözleriyle ifade etti.

Evlendiğimde ilk tatilimi de Bolu'da yapmıştım

Girdiği seçimleri sürekli kazanan, halktan aldığı desteği katlayarak arttıran başka bir parti bulunmadığını, bir tek Türkiye ve AK Parti'nin bunu gerçekleştirdiğini ifade eden Davutoğlu, 30 Mart seçimlerinde, 10 Ağustos'ta milletin iradesini tekrar gösterdiğini ve AK Parti'ye emaneti tevdi ettiğini belirtti. Davutoğlu, "Önümüzde yeni bir dönem var. Yeni bir engel var. Aslında milletle yeni bir buluşma dönemi var. 2015 Haziranı. Şimdi Bolulu kardeşlerime soruyorum: İnşallah 2015 Haziranında bir kez daha AK Parti demeye hazır mıyız? Türkiye ile birlikte Bolu'nun da yücelmesi için fevç fevç semtlere, mahallelere, köylere kadar giderek bir rekor başarıyı 2015 seçimlerinde kazanmaya hazır mıyız? Biz de Bolu'ya hizmet etmeye hazırız" diye konuştu.

Yıllarca bitirilemeyen Bolu Dağı tünelinin AK Parti iradesiyle 4 yılda tamamlandığını ifade eden Davutoğlu, "AK Parti söz verdi mi dağlar dayanmaz. Engeller, barikatlar karşımızda duramaz" dedi.

Bolu'ya 12 yılda 5.5 milyarlık yatırım yapıldığını anımsatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bolu'da 2002'de toplam ihracat 7 milyon dolardı. Şimdi 2014'de 106 milyon dolar, 20 kat. Geçen sene içinde Bolu'dan en az yapılan ihracat ayda 13 milyondu, 2002'deki toplam ihracatın 2 misli bir ayda. İşte bütün ülkemizle birlikte Bolu da bereketlendi. Bolu'da zenginleşti, daha da zenginleşecek. Üniversitemiz büyüyor. Bolu'da önümüzdeki dönem ki ulaşım hatlarının merkezinde. 2 saatte 25 milyona ulaşabilen bir coğrafyada Bolu. İstanbul ve Ankara'nın merkez noktası. Bolu bundan istifade edecek. Her şekliyle istifade edecek. Gelirken birkaç talimat verdim. Bir hediye olarak Bolulularla paylaşmak istiyorum. Birincisi Rabbimizin lütuf şeklidir Bolu, nimet şeklidir. Bu kadar güzel doğa hiçbir yerde yok. Akademik hayatta da hatta evlendiğimde ilk tatilimi de Bolu'da yapmıştım. O zamandan beri Bolu bizim gönlümüzde. Hala yakın dostlarımız var. Her birini şükranla anıyorum. En yakın arkadaşlarım Bolulu'dur. Hepsinde Akşemseddin edebini gördüm. Gerçekten buraya böyle bir manevi el değmiş. Buraya Rabbimin lütuf eli de değmiş. En güzel yerler burada."

Kültür, turizm gelişim bölgesi

Kültür ve Turizm Bakanı ile konuştuğunu ve bu kadar güzel bir beldenin mutlaka özel bir programa alınması gerektiğini söylediğini ifade eden Davutoğlu, Bolu'yu kültür, turizm gelişim bölgesi ilan ettiklerini bildirdi.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Dünyanın her yerini geziyoruz. Alpler Abant'tan, bu dağlardan daha güzel değil. Hiçbir yer Yedigöller kadar mucizevi değil. Gölcük kadar dinlendirici değil. İnşallah hem ülkemizin hem de dünyanın turizmin göz bebeği haline getireceğiz Bolu'yu. Hiç kimse bu konuda tereddüt etmesin.

Kapalı spor salonunu tamamlayacağız. Dörtdivan Tekke Barajı'nı en kısa zamanda tamamlayacağız inşallah. 155 bin dönüm araziyi de bu yolla sulayacağız. Hayvancılık, tarım, bereket, sanayi, ulaşım, turizm hepsi Bolu'da kesişmiş durumda. Her türlü imkanla Bolu'nun yanında olacağız. Bolu Güney Çevre Yolu da en kısa zamanda planlanıp yapılacak. Hem çevre yolu, hem Bolu'dan geçen Türkiye'nin en önemli ulaşım arteri şunu gösterecek herkese, dünyada güzelliği görmek isteyen Bolu'ya gelsin. Dünyada irfan öğrenmek isteyen Bolu'ya gelsin. Manen ve ruhen dinlenmek isteyen Bolu'ya gelsin. İnşallah Bolu-Mudurnu yolu da tamamlanacak. Bolu ne istiyorsa hepsini yapmak bizim boynumuzun borcudur. Akşemseddin'e vefamızın borcudur. Bolu, bütün AK Parti öncülerine muhabbet duyar, biz de Bolu'ya muhabbet duyarız. Bolu'nun muhabbeti kalbimizdedir, ruhumuzdadır, zihnimizdedir. Allah Bolu'dan, Bolulular'dan razı olsan."

AK Parti'ye hasım kimseyi göremiyorum

Bolululara kendilerini coşkuyla karşılayıp bağırlarına bastıkları için teşekkür eden Davutoğlu, "Ama şimdi madem ki böyle bir araya geldik, muhabbetten bahsettik, dava aşkından bahsettik, o zaman ayrılmadan da ahitleşmemiz lazım. İnşallah bütün il teşkilatımızla, bütün kadrolarımızla saf saf, fevç fevç 2015 Haziranına yürüyecek miyiz? Bu yürüyüşte her bir Bolulu'ya giderek, bize oy versin vermesin herkese ulaşarak 'Gelin bu kutlu yürüyüşe siz de sahip çıkın. Omuz omuza yürüyelim diyecek miyiz?" diye konuştu.

Partisinin Bolu'da hep birinci olduğunu ifade eden Davutoğlu, Bolu'da Akşemseddin'in  torunlarında AK Parti'ye hasım kimseyi görmediğini belirtti. Davutoğlu, AK Parti'nin davasını en iyi anlayacak kişilerin Bolulular olduğunu, eğer Bolu'da oylarının yüzde 80'lere, 90'lara dayanmıyorsa, bunun kendilerinde bir eksikliği gösterdiğini belirterek, "Gideceğiz ve anlatacağız. Akşemsettin'in davasının AK Parti davasıyla bugün ayakta olduğunu anlatacağız. Anlatmaya hazır mısınız? İnşallah yüzde 70'leri, yüzde 80'leri aşmaya hazır mısınız? Biz de tekrar tekrar Bolu'ya gelmeye kararlıyız, Bolu ile birlikte bu yürüyüşte azimle, kararlılıkla devam etmeye kararlıyız" diye konuştu.

Partililerden "evet" cevabı alan Davutoğlu, "Bu evetlerin neticelerini göreceğiz inşallah. Yol hayır, menzil hayır. Allah bu yolda yürüyenlere güç ve derman versin. Devletimizi ve milletimiz aziz eylesin. Allah yar ve yardımcımız olsun" dedi.

Kongreden notlar

Başbakan Davutoğlu, kongrenin yapıldığı salona girişinde Türk Bayrakları ile AK Parti bayrak ve flamalarıyla karşılandı. Salondakilerin yoğun sevgi gösterisinde bulunduğu Davutoğlu, platformdan partilileri selamladı.

Salonda, "Biz iki adam sevdik biri usta, biri hoca", "Osmanlı torunu, Mevlana soyu, ümmetin umudu Ahmet Davutoğlu" ile AK Parti Bolu Gençlik Kolları imzalı Mehmet Akif Ersoy'un 'Korkma' şiirinin Osmanlıcası'nın da yer aldığı pankart dikkat çekti. 



 

Başbakan Davutoğlu'nun konuşması zaman zaman salondakilerin "Gençlik seninle gurur duyuyor", "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Ahmet hoca", "Türk Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" sloganlarıyla kesildi.

Kongreye, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, AK Parti Genel Sekreteri Haluk İpek, Bolu ve bölge milletvekillerinden bazıları katıldı.

Salon dışındaki kalabalık, Başbakan Davutoğlu'nun konuşması kurulan ekranlardan takip etti. Kongre öncesi Düzce Belediyesi Mehter Takımı salon dışında mini konser verdi.