Başbakan Yardımcısı Babacan "Dünya ekonomisinin olağanüstü şartlar içinde olduğu
bir dönemde Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz" dedi.
Başbakan Yardımcısı
Ali Babacan, dünya ekonomisinin olağanüstü şartlar içinde bulunduğunu
belirterek, "Böylesi bir dönemde Türkiye ekonomisini büyütmeye devam
ediyoruz" dedi.
Babacan, 2015 yılı bütçesinin geneli üzerindeki
görüşmelerin gerçekleştirildiği TBMM Genel Kurulu'nda hükümet adına
yaptığı konuşmada, 2015 yılı bütçesinin hayırlı olması dileğinde
bulunarak, başta Maliye Bakanlığı olmak üzere emeği geçenlere teşekkür
etti.
AK Parti iktidarı döneminde bugüne kadar 12 bütçe
hazırlayarak başarıyla uyguladıklarını dile getiren Babacan,
"Böylesine uzun bir süre hizmet etme görevinin milletimiz tarafından
bizlere tevdi edilmiş olması hiç kuşkusuz büyük bir onurdur ancak bu
onurun çok büyük bir sorumluluk anlamına geldiğini de biliyoruz" diye
konuştu.
Hazırladıkları tüm bütçelerde belirledikleri hedeflere
titizlikle bağlı kaldıklarına dikkati çeken Babacan, tüm dünyada
ekonomik ve finansal krizin yoğun olarak hissedildiği 2009 yılında AK
Parti hükümetinin "zamanında ve çok iyi tespit edilmiş"
önlemler yürürlüğe koyduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın "dirayetli" yönetimiyle kamu maliyesinde çok sağlam
bir duruş sergilediklerini belirten Babacan, siyasi istikrarla birlikte
ekonomideki aktörlerin üretim ve yatırım kararlarını sağlıklı bir
şekilde almalarını sağladıklarını söyledi.
Başta özelleştirme
olmak üzere eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda yapısal
reformları zamanında gerçekleştirdiklerini anlatan Babacan, "Bütün bunun
sonunda, sağlam bir kamu maliyesi, sağlam bir bankacılık sistemi bizi
2008-2009 krizinin türbülansından korudu" değerlendirmesinde bulundu.
"Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz"
Küresel krizin 1920'lerden bu yana dünyanın gördüğü en büyük finansal
ve ekonomik kriz olduğunun altını çizen Babacan, krizin tüm ülkelere
maliyetinin 2. Dünya Savaşı'nın maliyetinden daha yüksek olduğunu
belirtti.
Böyle bir ortamda Türkiye ekonomisinin büyüdüğüne ve
istihdam üretmeye devam ettiğine işaret eden Babacan, "Normal şartlarda
değiliz. Dünya ekonomisi olağanüstü şartlarda ve biz böylesi bir dönemde
Türkiye ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz" ifadesini kullandı.
Kriz döneminde birçok ülkede siyaset kurumunun ciddi
şekilde örselendiğini kaydeden Babacan, Türkiye'de ise böyle bir durumun
yaşanmadığını ve ülkenin topyekun kalkınmaya devam ettiğini vurguladı.
Türkiye'nin 2004 yılından bu yana üst-orta gelir grubuna yükseldiğini
dile getiren Babacan, "İnşallah birkaç yıla kadar da yüksek gelir
grubuna resmen girmiş olacağız" dedi.
"Orta sınıfın güçlenmesi, demokrasimizin derinleşmesi demek"
2015 yılı bütçesinde yine insanı ön plana koyduklarını kaydeden
Babacan, bütçe harcamalarının yüzde 18,5'ini eğitime, yüzde 17,1'ini
sağlığa ayırdıklarını ifade etti.
Türkiye'nin yoksulluk ve gelir
dağılımı göstergelerinin de hızla iyileştiğini belirten Babacan,
bugün dünyada 1 milyar insanın günlük 1 doların altında gelirle yaşamaya
çalıştığını söyledi.
Türkiye'de böyle bir nüfusun kalmadığının
altını çizen Babacan, "Türkiye, OECD ülkelerine baktığımızda gelir
dağılımını en hızlı düzelten ülke oldu" diye konuştu.
Dünya
Bankası'nın açıkladığı son rapora göre Türkiye'de son 10 yılda orta
sınıfın 2 kat artığını anlatan Babacan, "Orta sınıfın güçlenmesi demek
demokrasimizin derinleşmesi demek, Cumhuriyetimizin güçlenmesi
demek, siyasi meşruiyet zeminin güçlenmesi demek" değerlendirmesinde
bulundu.
Türkiye'nin geldiği noktaya ilişkin bazı rakamları da
paylaşan Babacan, 2002 yılında satılan otomobil sayısının 90 bin 660
iken 2013 yılında bu sayının 664 bin 655'e ulaştığını, aynı dönemde
traktör üretiminin 10 bin 652'den 40 bin 530'a yükseldiğini dile
getirdi.
2003 yılında 1 milyon 88 bin buzdolabı satıldığını
kaydeden Babacan, geçen yıl 1 milyon 874 bin buzdolabı satıldığını ifade
etti.
Asgari ücret ve memur maaşları ile alınabilen ürünlerin
de karşılaştırmasını yapan Babacan, "Bu rakamlar nereden nereye
geldiğimiz somut bir şekilde gösteriyor" diye konuştu.
Hamzaçebi'ye yanıt
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) vatandaşların devlet hizmetlerinden
memnuniyetini ölçen araştırmasına da konuşmasında yer veren
Babacan, 2003 yılındaki araştırmaya göre sağlık hizmetlerinden
memnuniyetin yüzde 39,5 olduğunu belirterek, bunun geçen yıl itibarıyla
yüzde 74,7'ye ulaştığını söyledi.
Asayiş ve eğitim
hizmetlerinde de artışlar yaşandığını anlatan Babacan, "Adli hizmetlerde
de yüzde yüzde 45'ten yüzde 52'ye çıkmış. Bu, tabii ki iyi bir
performans değil. Bunun farkındayız. Onun için hep ne diyoruz? 'Yargı
reformu' diyoruz" görüşünü dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili
Akif Hamzaçebi'nin "2002 yılında 4 kilo buğdayla 1 litre mazot
alındığına, bugün ise 6 kilo buğdayla 1 litre mazot alındığına" ilişkin
sözlerine de yanıt veren Babacan, "Oysa bugün bakıyoruz 2014 yılının
kasımında 1 ton buğday 864 lira. Mazotun kasım ayı ortalamaları 4,03
lira. Böldüğünüz zaman 4,66 kilo olur. Yani 4,66 kilo buğdayla bir litre
mazot alınabiliyor" dedi.
Çiftçiler ve tarımsal üreticilere
yönelik kredi faiz oranlarındaki iyileşmeye de dikkati çeken Babacan,
2002 yılında Halbank ve Ziraat Bankası faizlerinin yüzde 46-51 bandında
olduğunu, şu anda Ziraat Bankası'nın tarım kredileri faizlerinin yüzde
0-8,25 arasında değiştiğini söyledi.
Esnafın ise Halkbank'ta 12
milyar liralık hesabı bulunduğunu kaydeden Babacan, 2015 yılı bütçesine
600 milyon liralık sübvansiyon koyduklarını dile getirdi. Babacan,
bunların yanı sıra Kredi Garanti Fonu kapsamında 3,8 milyar liralık
kredi kefaleti sağladıklarını belirtti.
"İş gücüne katılım hızla artıyor"
İstihdam alanındaki gelişmelere de değinen Babacan, krizin derinden
hissedildiği 2009 yılı ocak ayı ile 2014 yılı eylül ayı verilerine
bakıldığında çalışan kişi sayısının 5 milyon 638 bin kişi arttığını
ifade etti.
Tek başına böyle bir istihdam artışının dünyada
görülmediğine dikkati çeken Babacan, "Başta kadınlarımız olmak üzere iş
gücüne katılım oranı hızla artıyor" diye konuştu.
2015 yılı
bütçesinde 32,9 milyar liralık sosyal yardım harcaması öngörüldüğünü
bildiren Babacan, ağırlıklı olarak faiz harcamalarından elde ettikleri
tasarrufu sosyal harcamalara yönlendirdiklerini sözlerine ekledi.
Bu arada TBMM Başkanı Cemil Çiçek, MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent
Belen'in konuşma sırasında kürsüye yönelik laf atması üzerine "Sayın
Belen, siz yeteri kadar kürsüye laf attınız bugün. Yapmayın, kotanız
doldu bence. Rica ediyorum sizden. Ne oluyor yani? Ne faydası oluyor laf
atınca? Rica ediyorum. Sonuna geldik şu işin" dedi.
"2015 her açıdan daha iyi bir yıl olacak"
Babacan, 2015 yılının 2014'e göre her açıdan daha iyi bir yıl olacağını
söyledi. 2015 yılı büyümesinin 2014'e göre daha yüksek olacağını ifade
eden Babacan, "2015'te cari açık 2014 'e göre daha düşük bir cari açık
olacak. 2015'te enflasyon 2014'e göre daha düşük olacak. 2015 yılı
seçimin olduğu bir yıl, asla seçim ekonomisi olmayacak. Zaten yüzde 1.9
hedeflemiş yüzde 1.4'lük bütçe açığıyla kapatıyoruz. Gelecek yıl yüzde
1.1 bütçe açığı hedefliyoruz. Sadece bu parametrelere bakın, hiç kimse
tutup da 2015 yılının bir seçim ekonomisi yılı olduğunu zaten iddia
edemez. Bütün bunun teknik şartları da bunu bize göstermekte" diye
konuştu.
Babacan, 62. Hükümetin 10. Kalkınma Planı'nın daha
etkin uygulamasını sağlayacak olan öncelikli dönüşüm programlarının
hayata geçirilmesi konusunda ısrarlı olduğunu söyledi. Öncelikli dönüşüm
programlarının Türkiye'nin şiddetle ihtiyaç duyduğu yapısal reformlar
olduğuna işaret eden Babacan, bunları somut eylem planlarına
döktüklerini kaydetti. Babacan, 25 ayrı alanda 1350 eylemle bu
reformları gerçekleştireceklerini vurgulayarak, Başbakan'ın bunlarla
ilgili ilk grubu Kasım ayında, ikinci grubu da geçen hafta açıkladığını
anımsattı.
İlk grupta 417 eylemi, ikinci grupta ise 425 eylem
açıklamış olduklarını belirten Babacan, geri kalanların açıklanmasıyla
da sayının yaklaşık bin 350 olacağını belirtti.
Babacan, bu
bin 350 eylemin her birinin karşısında bir tarih bulunduğunu ifade
ederek, "Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki 12 yıllık iktidarımız
döneminde en kapsamlı ve en iddialı yapılasal reform programını işte
bugünlerde ortaya koymaktayız. Adeta şimdiye kadar yaptıklarımızın da
ötesinde performansı ortaya koyacak şekilde Türkiye'nin gerçek anlamda
sürdürebilir ve daha yüksek büyüme oranlarına kavuşmasını sağlayacak
reformları önümüzdeki dönemde kararlılıkla gerçekleştireceğiz" dedi.
Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planları
Babacan, 25 ayrı alandaki Öncelikli Dönüşüm Programları Eylem Planları'nı şöyle sıraladı:
"- Üretimde verimliliğin artırılması. Ekonomimizdeki yapıyı daha
verimli hale getirebilmek. Daha az kaynakla daha yüksek bir üretim.
-İthalata olan bağımlılığın azaltılması. Türkiye'nin pek çok sektörde
rekabet gücünü artırarak kendi ürünleriyle kendi iç piyasasına hakim
olması ve böylece ithalat yoluna başvurmak zorunda kalmaması.
-
Yurtiçi tasarrufların artırılması ve israfın önlenmesi. Tasarruf
oranlarımızın artırılmasını çok önemsiyoruz. Bununla ilgili yeni
programlar başlattık. Yeni başlattığımız, geçen sene başında uygulamaya
koyduğumuz bireysel emeklilik sisteminde şu anda vatandaş sayımız 5
milyonu geçti, toplanan fon da 37 milyar liraya ulaştı. Gerçekten bu
yeni sistem ülkenin tasarruf oranlarına şimdiden katkıya bulunmaya
başladı. Orta uzun vadede çok daha güzel sonuçlar alacağımızı
bekliyoruz.
- İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi
olması. Finans sektörü son derece önemli. Bir ülkenin kalkınmasının
sıhhatli bir şekilde finanse edilmesi o ülkenin kalkınma
performansını doğrudan belirleyen bir konu. İstanbul'un sadece Türkiye
için değil, bütün içinde bulunduğumuz coğrafya için bir finans merkezi
haline gelmesini çok önemsiyoruz. Ülkemizin büyümesini tetikleyecek
önemli bir konu olarak görüyoruz.
- Kamu harcamalarının
rasyonelleştirilmesi. Doğru mali disiplini sağladık, daha da
güçlendiriyoruz. Ama harcama komposizyonumuzu gözden geçirmeliyiz.
Harcamaların daha etkin yapılması bir ihtiyaç. İyiyi çok daha iyiye
nasıl götürürsün şu anda çabası içindeyiz.
- Kamu gelirinin kalitesinin artırılması. Bütçe gelirlerimizin komposizyonu.
- İş ve yatırım ortamının geliştirilmesi. Yerli ve yabancı ayırt
etmeden Türkiye'nin yatırımcılar, iş yapmak isteyenler için daha kolay
bir ülke haline gelmesi.
- İş gücü piyasasının
etkinleştirilmesi. Yani buradan daha çok verimi nasıl elde ederiz? İnsan
bizim en önemli kaynağımız. Daha iyi yetiştirerek ve eğitim
sistemimizle işgücü piyasamızla arasındaki bağları kuvvetlendirerek
çalışan insanlarımızın daha yüksek katma değer üretmesini nasıl
sağlayabiliriz?
- Kayıtdışı ekonominin azaltılması yani ülkemizde daha kayıtlı bir yapıya geçilmesi.
- İstatistiki bilgi altyapısı. Doğru bilgiye sahip olmak, doğru
bilgiyle daha doğru kararlar alabilmek ve bu konudaki elde ettiğimiz
başarıları daha da çoğaltmak.
- Öncelikli teknoloji alanlarında
ticarileşme. Araştırmayı, geliştirmeyi, teknolojiyi daha iyi bir rekabet
gücü olarak nasıl kullanabiliriz? Bunlar çalışacağımız alanlar.
- Yerli kaynaklara dayalı enerji. Enerjide ithalata bağımlılığımızı
azaltmak. Yenilenebilir yerli kaynaklardan Türkiye'nin kendi enerji
kaynaklarını daha çok kullanması. Büyüyen, gelişen bir ekonomi olarak şiddetli enerjiye ihtiyaç duyan bir ekonomi olarak bu enerjinin daha çok kendi kaynaklarımızla karşılanması.
- Tarımda su kullanımının etkinleştirilmesi. Küresel ısınma ve çölleşme
karşısında su kaynaklarının, sahip olduğumuz suyun her bir damlasını
israf etmeden tarımda daha etkin nasıl kullanabiliriz? Bununla ilgili
çok önemli bir çalışma alanı var.
- Sağlık endüstrilerinde
yapısal dönüşüm. Sağlığa artık bir endüstri olarak bakın. İlacıyla,
sağlık hizmetleriyle dünya standartlarında ve bu alanlarda rekabet
yapacak bir alana nasıl gelebiliriz?
- Taşımacılıktan lojistiğe
dönüşüm. Türkiye'nin sahip olduğu coğrafya eşi benzeri olmayan, paha
biçilmeyen bir coğrafya. Tam kavşak noktasındayız. Kıtaların,
denizlerin, kültürlerin buluştuğu noktadayız. İşte bunu sadece basit bir
taşımacılıktan stratejik lojistik yönetimine nasıl
çevirebiliriz çalışacağımız çok önemli bir alan.
- Temel ve
mesleki becerileri geliştirme. İnsanımızın günün ekonomik şartlarına
uygun niteliklere ulaşmasını sağlamak için neler yapmalıyız? Dünya
değişiyor, ekonomik yapımız değişiyor. Genç nüfusumuzu ve büyüyen
nüfusumuzu yeni ekonomik yapımıza nasıl adapte edebiliriz bununla ilgili
çok önemli bir çalışma alanı.
- Nitelikli insan gücü için
çekim merkezi olmak. Dünyanın neresinden gelirse gelsin eğer
nitelikliyse, katmadeğer üretiyorsa ve Türkiye'nin ekonomisine, sosyal
hayatına destek verecekse kapılarımızı açık tutabilmek.
-
Sağlıklı yaşam ve hareketlilik. Toplumumuzun daha sağlıklı ve daha
hareketli olmasını nasıl sağlayabiliriz, hükümet olarak neler
yapmalıyız?
- Ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması. Aile
bizim kültürümüzün temeli. Bir siyasi parti, muhafazakar bir siyasi
parti olduğunu söylüyorsa muhafazakarlığın uluslararası tanımında
mutlaka aile vardır, ahlak vardır, dini değerler vardır, kültür vardır.
Bunların hepsini dinamik nüfus yapısıyla beraber nasıl daha iyiye
götürebiliriz.
- Yerelde kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi.
Türkiye'nin tüm sathında kurumlarımızın yerel yönetimlerden tutun en
küçük birimlere kadar kapasitesinin güçlendirilmesi, daha verimli
çalışmasının sağlanması.
- Rekabetçiliği ve sosyal uyumu
geliştiren kentsel dönüşüm. Sadece 'kentsel dönüşüm' demiyoruz.
'Rekabetçiliği ve sosyal uyumu geliştiren bir kentsel dönüşüm' diyoruz.
Burada kentsel dönüşüme bir nitelik getiriyoruz.
- Kalkınma
için uluslararası işbirliği altyapımızın gelişmesi. Türkiye geçen yıl
3.3 milyar dolarlık dış yardımıyla dünyada artık yükselen bir donör
ülke. Geçen yılkı insani yardımlarımıza bakacak olursak dünyada 3.
sıraya yükseldik. Dünyada nominal rakam olarak en çok insani yardım
yapan 3. ülkeyiz, milli gelire oranla hesap ettiğimizde de birinci
ülkeyiz. Burada da komşuluk kültürümüzle hareket ediyoruz. Biz ne
diyoruz. Komşusu açken kendisi tok okuyan bizden değildir. Ama komşuluk
kavramı değişti. Dünyanın neresinden olursa olsun eğer insanlar sıkıntı
çekiyorsa, yardıma ihtiyacı varsa ve biz bundan haberdarsak orada vebal
başlıyor, sorumluluk başlıyor. Biz bu anlayışla hareket ediyoruz ve
tabii ki kaynaklarımız nispetinde elimizden gelenin azamisini yapmaya
çalışıyoruz."
2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel
Kurulu'ndaki son gün görüşmelerinde hükümet adına konuşan
Babacan, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlarla ilişkisini farklı evreye
soktuğunu söyledi.
Türkiye'nin ilk kez IMF'de kredi veren ve
yöneten ülke kategorisine geçtiğini belirten Babacan, Hazine Müsteşarı
İbrahim Çanakçı'nın IMF Yönetim Kurulu'na girdiğini
kaydetti. Türkiye'nin Dünya Bankası'nda 2014-2016 yılları arasında İcra
Direktörlüğü Vekilliği yaptığını anlatan Babacan, 2020-2024 arasında ise
İcra Direktörlüğü görevini üstlendiğini ifade etti.
Babacan,
Türkiye'nin G-20 dönem başkanlığına da üye ülkelerin mutabakatıyla
seçildiğine dikkati çekerek, "Seçimlerde başarılı olduk. Başkanlığımız
boyunca önemli sınav vereceğiz. Türkiye'nin dünyadaki gelişmeleri ne
kadar yakından izlediğini ve gelişmelere yön verecek bilgi, tecrübe ve
kapasitede olduğunu göstereceğiz" diye konuştu.
G20'nin dünya
nüfusunun üçte ikisi, dünya ticaretinin yüzde 75'i, dünya ekonomisinin
yüzde 85'i demek olduğuna işaret eden Babacan, "Dünya ekonomisinin daha
hızlı büyümesini nasıl sağlayacağımızı, altyapı yatırımlarının
çoğalması, birçok ülkenin büyümesine destek vermesi için neler yapmamız
gerektiğini, istihdamın artması, sağlam finans sistemi için neler
yapmamız gerektiğini masaya yatıracağız" dedi.
Küresel
ekonominin temel konularının dönem başkanlığı sırasında Türkiye'de
görüşüleceğini anlatan Babacan, liderler zirvesinin 15-16 Kasım'da
Antalya'da yapılacağını, bunun 2004'teki NATO zirvesinden sonra
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı en önemli uluslararası organizasyon
olacağını vurguladı.
Bütün bu politikalarda insanı ön plana
koyduklarını dile getiren Babacan, en az gelişmiş ülkelerin sorunlarının
ve şimdiye kadar G-20 gündemlerinde yer almayan KOBİ'lerin her başlık
altında görüşülmesi fikrinin kabul gördüğünü söyledi.
Babacan,
Uluslararası Ticaret Odası ile Küresel KOBİ Forumu kuracaklarını, bunun
merkezinin kalıcı olarak İstanbul olmasını beklediklerini ifade etti.
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ilkesinin her alanda hayata
geçirildiğini belirten Babacan, milletin refahı artarken devletin de
güçlendiğini ve itibarının arttığını dile getirdi.
Babacan,
milletin tamamını kucaklayan, tamamının sesine kulak veren, 77
milyonu eşit gören anlayışla devleti milletin hizmetkarı haline
getirdiklerini ifade eden Babacan, şöyle konuştu:
"Demokratikleşmede çok önemli adımlar attık. Demokrasiyle ekonomiyi
beraber yükseltmek için büyük gayret içinde olduk. Biliyoruz ki ileri
demokrasi olmadan gelişmiş, ileri ekonomi olamaz. Aynı zamanda hızla kalkınan bir tablo yoksa, o ülkedeki demokrasinin ilerlemesinde sorunlar ortaya çıkabilir. Yani ekonomi ve demokrasiyi beraber yükseltmek temel politikamız oldu. Her iki alanda da eşzamanlı yükselme oldu."
Babacan, dış politikadaki aktif tutumla dünyada hakkı savunan Türkiye olarak takdir topladıklarını söyledi.
Türkiye'nin çözüm süreciyle millet olarak topyekun kazanmaya
çalışırken, birilerinin vandalizmi teşvik ettiğini, terörün devam
etmesinden nemalanmaya çalıştığını belirten Babacan, çözüm sürecindeki
kararlılıklarından bir adım geri atmayacaklarını vurguladı.
Babacan, AK Parti'nin iktidara gelmesinden itibaren yolsuzluklar
konusunda ciddi hassasiyet içinde olduğunu ifade ederek, "Şeffaflık ve
hesap verebilirlik temel ilkelerimiz olmuştur. AK Parti iktidarı,
yolsuzlukla, yasaklarla, yoksullukla mücadeleyi en temel ve en acil
hedefler olarak belirlemiş, bu 3Y'nin üzerine kararlılıkla gitmiştir"
dedi.
AK Parti hükümetlerinin en belirgin vasfının güven ve hizmet olduğunun altını çizen Babacan, şunları söyledi:
"Hükümetimiz yolsuzluklara karşı büyük hassasiyet içinde
olmasaydı, refahın bu kadar artması mümkün olmazdı. AK Parti iktidarı
yolsuzluklara karşı son derece dikkatli olmasaydı, var olan 347 bin
dersliğe 12 yılda 234 bin derslik eklenemezdi. Yolsuzluklara müsamahanın
olduğu Türkiye'de Marmaray yapılamazdı, hızlı tren hatları inşa
edilemezdi, Suriye'de, Somali'de, Myanmar'da, Filistin'de, Afganistan'da
yoksulların elinden tutulamazdı. Yolsuzlukların üstü örtülse Merkez
Bankası'nın rezervi 28 milyar dolardan 132 milyar dolara yükselmezdi.
IMF'ye borç sıfıra inemezdi. Hazine'nin borçlanma faizleri yüzde 63'ten
yüzde 8'lere inmezdi. Yolsuzlukların üstü kapatılsaydı kamu borcunun
milli gelire oranı yüzde 74'ten yüzde 33'e inmezdi. Türkiye
yolsuzluklara göz yumsaydı AK Parti girdiği bütün seçimlerden zaferle
çıkamaz, milletin güvenini kazanamaz, milletin teveccühüne mazhar
olamazdı."
"Millet cevabı verdi"
Babacan, geçen yılki bütçe görüşmelerinde, 17-25 Aralık operasyonunun
zamanlama ve işleniş açısından siyaset mühendisliği olduğunu ve
Türkiye'nin ideallerini hedef aldığını söylediğini anımsatarak, "Daha
sonra ortaya çıkan belgeler, Sayın Cumhurbaşkanımıza 'dönemin başbakanı'
ifadesi, bu teşhisimizin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Milletimiz
tuzağı gördü 30 Mart'ta da 10 Ağustos'ta da gereken cevabı verdi" diye
konuştu.
Koalisyon çabalarının, kapı kapı dolaşılarak yapılan AK
Parti aleyhtarlığının ve din istismarının kimseye itibar getirmediğini
vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:
"İddialı ama gerçekçi hedefler"
Cumhuriyetin ilan edilmesinin 100. yılına 9 yıl kaldığını anlatan
Babacan, bu süre içinde 2 trilyon dolar milli gelire, 25 bin dolar kişi
başı milli gelire, 500 milyon dolar ihracat hedefine ulaşacaklarına olan
inancını dile getirdi.
Türkiye'nin hayalleri olduğunu dile
getiren Babacan, "Bizim kendi denizaltısını üreten, kendi savaş
uçaklarını imal eden, kendi ürettiği uyduları kendisi uzaya fırlatabilen
bir Türkiye inşası hayalimiz var. Somut adımlarla bu hayali
gerçekleştiriyor ve hedeflerimize basamak basamak ulaşıyoruz. Türkiye'yi
küresel yatırım üssü haline getirmeyi planlıyoruz. Son 12 yıllık
icraatımız, bu hayallerimizin aslında iddialı ama bir o kadar da
gerçekçi hedefler olduğunu bize göstermekte" diye konuştu.
Hayalin ulaşılamayanı da düşünmek olduğunu ifade eden Babacan, "Biz, çok
şükür bugüne kadar hayal ettiklerimizi tek tek gerçekleştirdik ve
bundan sonraki dönemde de hedeflerimize inşallah hep beraber ulaşacağız.
Türkiye'yi bu hedeflerinden, bu hayallerinden uzaklaştırmaya çalışanlar
oldu, olacak ama bunlar kararlılığımızdan asla geri adım attırmayacak"
dedi.